Patani'de Bir Bayram PDF Yazdır E-posta
Yazar Hatice Kübra Varol   
ImageHer tarafta rengarenk kıyafetleriyle koşuşturan, cıvıl cıvıl çocuklar var. Namazın ardından halkla bayramlaşıp, çocukların başlarını okşadığımızda yüzlerinde oluşan tebessüm bize “İşte asıl bayram bu olmalı!” dedirtiyor.
Kurbanlarımızı, dünyanın uzak coğrafyalarında yardım eli uzatılmasını bekleyen Müslüman kardeşlerimize ulaştıran iyilik hareketlerinin sayısı her geçen gün artıyor. Hayır yolundaki çalışmaların başarıyla devam etmesi, ümmet için bir şeyler yapabilme adına oldukça sevindirici. Bu iyilik hareketlerinden biri olan ve 15 yıldır dünya genelinde nerede mazlum Müslüman varsa oraya yardım elini uzatan ve çalışmalarını giderek artıran İHH İnsani Yardım Vakfı bu yıl 111 ülkede kardeşleri için kurban kesti. Bu ülkelerden biri, bu yıl benim de iştirak etme fırsatını bulduğum, kurban faaliyetinin yapıldığı Tayland sınırları içinde bulunan, ismini çoğumuzun ilk kez duyduğu veya unutulmuş bir mahrumiyet bölgesi olan Patani. Güneyde Malezya’nın Kılantan ve Kıdah eyaletleriyle, batıda Andaman ve doğuda Çin Denizi ile çevrili olan Patani, Tayland tarafından Güney Tayland olarak tanıtılırken bu bölgenin Malay Müslümanları da Tay Müslümanları olarak biliniyor. Patani’nin yüzde 80’ini Malay Müslümanları, kalan kısmını Tay Müslümanları oluşturuyor. Patani; Yala, Narativat, Satun, Patani ve Songla olmak üzere beş bölgeden oluşuyor.

Yolculuğumuz Malezya’dan başlıyor. Okulumuzun kıymetli hocalarından Serdar Demirel, Fatih Üniversitesi Felsefe Bölümü hocası Süleyman Doğan ve İslâm Üniversitesinin üç öğrencisi olan bizler Patani’ye doğru yola çıkıyoruz. Patani’ye vardığımızda, İstanbul’dan gelen İHH Temsilcisi misafirleri karşılıyoruz. Hayri Bolat, İHH gönüllüsü Zekeriya Çelik ve gazeteci Metin Yüksel.

Yolda sık sık askeri kontrollerden geçiyoruz. Bölgenin her köşesinde elleri tetikte Tay askerleri bulunuyor. Son yıllarda bölge Müslümanlarına dayatılan baskı, gücünü daha da artırmış durumda. Tanklar adeta sokaklarda güç gösterisi yapıyor ve bu durum Patani’deki hayatın normal bir parçası haline gelmiş. Sadece Müslüman oldukları için eziyet gören bölge insanının nasıl bir zulmün gölgesinde yaşam sürdürmeye çalıştıklarına şahit olunca despot Bulgar yönetiminin Müslümanlara karşı uyguladığı “iki kimlikle kimliksizleştirme politikası” geliyor aklımıza.
Patani’de insanların iki ismi var, biri Tay yönetimince tanınan, resmi Tay kimliklerinde bulunan, bir diğeri ise Müslümanlıklarının göstergesi olan kendi isimleri.

Misafirliğimiz boyunca bizimle ilgilenen İHH’nın ortak kuruluşu Kadı Abdulkadir El-Hayriyye Vakfı’ndan Dr. Hasan Etae, bölgenin en önemli sorunlarından birinin eğitim olduğunu söylüyor. Yakın zamana kadar resmi herhangi bir yasak olmamasına rağmen Müslüman öğrencilerin devlet üniversitelerine girişlerinin üniversite tarafından fiilen engellendiğini dile getirdi. Fakat son yıllarda Müslümanlar üzerindeki engellemeler daha az hissedilir olmuş; Müslümanların okul ve üniversite açmalarına izin veriliyor. Dört Arap ülkesinin (Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt) yardımlarıyla kurulan Yala İslam Üniversitesi bölgenin devlet tarafından tanınan tek İslam üniversitesi. Üniversite, 1997 yılında kurulmuş, yaklaşık 2500 öğrencisi, 100 öğretim üyesi bulunuyor. Üniversitede pozitif bilimlerin dışında öğrencilerin İslami eğitim almaları da şart koşuluyor.

İslam Üniversitesi’nden sonra, İslami eğitim merkezi olan medreseleri ziyaret etmek için yola çıkıyoruz. Ziyaret ettiğimiz ilk medrese eğitimde “Osmanlı Sistemi” dedikleri bir metodu uyguluyor. Daha çok Sufi-Sünni (Eş’ari) ekolünden etkilenilmiş. Bu medrese 10 yıl evvel kurulmuş, her yaştan yaklaşık 500 öğrencisi ve tek bir hocası bulunuyor. Öğrenciler medresenin hemen yanındaki kulübe tarzındaki ahşap evlerde kalıyorlar. Ziyaret ettiğimiz diğer medrese ise bir önceki medresenin kurucusunun mezun olduğu, yetmiş yıl evvel kurulan Patani’deki en eski medrese olma özelliğini taşıyan Şeyh Abdurrahman Medresesi. Bölgede medreselerin sayısı 200’den fazla. Bu medreseler gayri resmi olarak devlet desteksiz faaliyet gösterse bile devlet tarafından engel de olunmuyor. Fakat bu medreseler herhangi bir siyasi hareketin içine girdikleri takdirde derhal kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar. Medreseler halk nezdinde çok büyük bir öneme sahip. Budizm’in yaygın olarak yaşandığı Tayland’da, medreseler, genç nesillere adeta İslam şuurunu yerleştirme ve kimlik kazandırma vazifesi görüyor. Buralardan mezun olan öğrenciler ise daha sonra kendi çevrelerindeki Müslümanlar için İslam adına gayret gösteriyor. Müslümanlar, medreselere sıkı sıkıya sarılmış,  onları sahiplenmişler.

Patani’de bayram sabahı… Dünyanın kilometrelerce ötesinden gelmiş insanlarla aynı safta omuz omuza, sırt sırta durup aynı yöne, tek kıbleye yönelip gönüllerden aynı duaları geçirmek… Bayramlar değil midir, dünyadaki milyonlarca insanın Müslüman kimliğini, kalbinde Allah inancı taşıdığı için tek çatı altında toplayıp, aynı duyguları hissettiren; ümmeti ümmet yapan unsurların en güzeli? Bayram namazı için Patani Merkez Camii’ndeyiz. Her tarafta rengarenk kıyafetleriyle koşuşturan cıvıl cıvıl çocuklar var. Namazın ardından halkla bayramlaşıp, çocukların başlarını okşadığımızda yüzlerinde oluşan tebessüm bize “İşte bayram bu olmalı!” dedirtiyor.

     Çocuklara şeker, balon ve bayram harçlığı dağıttıktan sonra, kurbanın kesileceğe ilk yer olan, Patani’nin tek kız yetimhanesine (Bana Yetimhanesi) gidiyoruz. Daha arabadan iner inmez bizi her yaştan melek yüzlü yetimler ve manevi anneleri Meryem Hanım karşılıyor. Meryem Samoh, yetimhanenin idarecisi ve aynı zamanda Tayland’ın önemli İslam davetçilerinden biri. On iki yaşından otuz yaşına kadar çok sayıda yetim bulunuyor yetimhanede.  Hatta aralarında birkaç aylık bir bebek bile var. Yetimlerimiz burada aldıkları İslami eğitimin yanı sıra, el sanatlarını da öğreniyorlar. Eğitimin sonunda ürettikleri şeyleri satarak yetimhaneye katkıda da bulunabiliyorlar. Ellerimizden tutup bir yerlere götüren, bir şeyler göstermeye çalışan güzel yüzlü yetimlerin arasında bir tanesi dikkatimi çekiyor. Yüzünde duygu ifadesi bulunmayan, ne yaptıysam yüzünü güldüremediğim küçüğe İsmin nedir?’ (apa nama) diye sorduğumda “Asiyah” diyor. Asiyah’ın yüzünü güldürmeyen hayata sadece birkaç dakika şahit olmanın ağırlığını kaldıramayıp ayrılıyoruz oradan.

Kurban emanetlerimizi vereceğimiz köylere vardığımızda inanılmaz bir misafirperverlikle karşılaşıyoruz. Bütün hanımlarla bayramlaşıp çocuklara şeker dağıtıyoruz. Kurban ve para yardımları da yapıldıktan sonra her birinde çok kısa kalmanın üzüntüsünü yaşayarak diğer köye yöneliyoruz. Bizi sabahtan beri beklediklerini söylüyorlar. Günlerdir hazırlık yaptıkları belli. Ellerindeki her şeyi bize sunuyorlar. Patani, Tayland’ın en fakir bölgesi ve sanki bir fakirleştirme politikası yürütülüyor bu bölge için. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen insanların, mücadelelerinden vazgeçmeyip dik duruşlarını muhafaza ettiklerine şahit oluyoruz.

Aynı günün akşamı, yolumuz Patani’nin en eski camii olan Krue-Se (Griesek)’ye düşüyor. 350 yıllık bu camii, 2004 yılının nisan ayında Tay ordusu tarafından acımasız bir saldırıya maruz kalıyor. Saldırıda otuz Müslüman şehit ediliyor, çok sayıda Müslüman da tutuklanıyor. Yaptığı katliama dünya çapında kayda değer hiçbir tepki oluşmamasından cesaret alan Tay Ordusu, gözaltına alınan Patanililerin serbest bırakılması için Patani Merkez Camii’nde toplanıp gösteri yapan halka saldırarak yüzden fazla Müslüman’ı şehit ediyor. Camiyi ziyaret ettiğimizde hâlâ saldırının izleri görülebiliyordu.

Güneşin bütün güzelliğiyle üzerine doğduğu bu güzel yüzlü, temiz kalpli insanların her türlü zorluğa rağmen sahip çıktığı bu beldeden ayrılış vakti geliyor artık. Türkiye Müslümanlarının emanetini teslim etmenin huzuru ve bu güzel beldeden ayrılmanın hüznü içindeyiz. Tam minibüsümüze binip ayrılacakken bizi uğurlamaya gelen yetimhane öğrencileri karşımıza çıkıyor. Ellerindeki hediye paketlerini alıyoruz, minnettarlığımızı ifade edemeyerek. Her birinin gözlerinden öpüyoruz. O yüzü hiç gülmeyen güzel gözlü Asiyah vardı ya, beni uğurlarken yüzünde ufak bir gülümseme görüyorum. Artık gözüm arkada kalmıyor.
 
Hatice Kübra Varol ( Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır )
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu