Selamün
aleyküm
Aleyküm selam
Kurban Bayramı’nda bizim için dünyanın öbür ucu sayılabilecek bir yere
gittik İHH ile Uzakdoğu’ya, Kamboçya’ya...
Yol arkadaşlarım Fatih ve kameraman Muharrem Bey’le birlikte üç kişilik
bir ekiptik. Malezya’dan aktarma yaparak ulaştığımız Kamboçya, bizi son derece
şaşırttı. Kamboçya, hakkında ön bilgilerimiz olmasına rağmen yine de beklentilerimizin
dışında bir ülke olarak karşıladı bizi. Derin bir sefalet, tarifi zor yoksulluk
manzaraları, tropikal ormanlar, şeritsiz ve kaldırımsız caddeler, ölüm
tarlaları, kafatasları kulesi, fevkalade yenemez yemekler ve pirinç tarlaları
ve tropikal meyveler, balıklar, balıklar, balıklar...
Bizi karşılayan ve orada kaldığımız süre içinde rehberliğimizi yapan Müslüman
kardeşlerimiz bize karşı çok incelikli bir misafirperverlik gösterdiler.
Bayramın birinci gününden itibaren kurban kesmek ve bayramlaşmak için
ulaştığımız bölgelerdeki Müslümanların gözlerinde gördüğümüz sevinç ise her
türlü yorgunluğumuzu ve yüksek derecelerde seyreden nemli havayı unutturan
cinsten bir kardeşlik atmosferi oluşturuyordu.
Pol Pot önderliğindeki Kızıl Khmerler döneminde yaşanan trajedi,
inanılmaz bir yıkımın sayfaları olarak, orada dumanı tüten bir tazelikte
duruyor... 1975-79 yılları arasında yaşanan ve nüfusun neredeyse %50’sinin
işkenceler sonucu katledilmesiyle sonuçlanan bu facianın gerisinde kim var
dersiniz? Yani kim desteklemiş olabilir Pol Pot’u? Evet, doğru tahmin ettiniz:
Başta ABD olmak üzere BM, İngiltere, Fransa, Çin ve Tayland... Zaten Pol Pot
öncesi Kamboçya’yı, Kuzey Vietnam’ı desteklediği gerekçesiyle ağır bir bombardımana
tabi tutarak 800 bin sivilin ölümüne sebebiyet veren de ABD’den başkası
değil...
Gülümsemeler; öyle derin, öyle çaresiz,
öyle siyah ve öyle beyaz...
Kamboçya’da, halk genel olarak yoksul ve Müslümanlar bunun dışında değil.
Nüfusun %85’i Budist, Müslümanların oranı ise %2 civarında. Şu anda ülke
nüfusu 12 milyon civarında.
Pol Pot döneminde köylü üretim faaliyetleri dışında her türlü üretim,
estetik ve sosyo-kültürel, dinsel alanlar toptan sıfırlandığı için Kamboçya,
her anlamda geri kalmış bir görünüm arz ediyor ama yavaş yavaş kendine
gelmenin, toparlanmanın ipuçları da orada burada gözükmeye başlamış durumda.
Ağır gitse de restore edilen binalar, turizme dayalı bir ekonomik yapının
temelleri yeniden atılmaya başlamış... Ama sokaklardaki sefalet uzun süre
öylece kalacak gibi... Yine de herkes nasıl gülümsüyor, öyle derin, öyle
çaresiz, öyle siyah ve öyle beyaz...
Müslümanların sosyo-ekonomik hayattaki yerleri oldukça zayıf. Bu bakımdan
İHH gibi bölgeye uzanan her türlü kardeşlik ve yardım elinin büyük bir anlamı
ve önemi var. Malezya, bu ülkeye yakın ve kardeşlik elini uzatacak bir ülke. Ama
yalnızca bunun için bile ciddi bir organizasyon altyapısına ve bu yapıyı
sürdürecek dikkatli bir ilgiye ihtiyaç var.
Fatih’le bölgeleri gezerken gördüğümüz birinci derecedeki ihtiyaçlar;
eğitim ve sağlık alanında idi... Köylerde yapılacak bir sağlık taraması ve
özellikle katarakt problemi ile ilgili bir ameliyatlar dizisi ilk akla
gelenlerden. Bunun yanı sıra eğitim alanında her düzeyde yapılacak kalıcı
çalışmalar, kardeşlerimizin geleceği için elzem gözüküyor. Kızıl Khmerlerin
yaptıkları ölümcül tahribatın aksine, bölgedeki bütün insanlar için harekete
geçecek ve bir anlamda Yeşil Khmerler hareketi olarak adlandırabileceğimiz bir
şefkat ve merhamet hareketi başlasa ne iyi olur.
Buradaki cami ve mescitlerden büyük kısmının Budist tapınakları ile
birlikte kapatıldığı / yıkıldığı biliniyor. Mevcut mescitler, bizim mescit veya
camilerimize göre son derece yoksul gözüküyor. Ama hayatın her alanı bu ağır
yoksullukla kuşatılmış olduğu için, insan orada pek bir şeye şaşıramıyor.
Kamboçya’da Türkiye hemen hiç bilinmiyor, bizim de orasını hiç bilmediğimiz
gibi.
Batı’nın iki yüzü
Bununla birlikte Angkor Wat tapınağı dünyanın her yerinden gelen turistleri
kendine çekmeye devam ediyor. Çünkü dünyanın sekizinci harikası olarak anılan
bu muhteşem tapınak, gerçekten de insan aklının yeryüzünde tasarladığı en
görkemli, en büyük ve en uyumlu yapı olma özelliğini koruyor.
Şu anda yılda yaklaşık 500 bin ziyaretçisi olan bu tapınak, Pol Pot
öncesinde, yılda 1,5 milyon ziyaretçi sayısına sahipmiş. Tabii şöyle ağır bir
şey de yok değil bu tuhaf denklemde: Kamboçya’nın yakın tarihte yaşadığı büyük
trajedilerin, ağır dramların arkasında hep Batı var. Ama bugün ülkenin en büyük
gelir kaynaklarından birini de Batı’dan gelen bu turistler oluşturmakta...
Belki bir tek tesellisi var bu çarpık vaziyetin... Ola ki Batılı turistler
Angkor Wat’ı gezerken, kendi devletlerinin bu ülkeye neler yaptığını da bir
biçimde görmüş olur ve ülkelerine değişerek giderler. Belki işte bugün
Ortadoğu’da yapılanların bir benzerinin, daha 30-40 yıl önce buralarda da
yapıldığını görmüş oluyorlar. Belki de böyle bir şey hiç olmuyor ve bu
düşüncelerin kaynağı sadece benim saflığım...
Kıtalararası bir kardeşlik güneşinin
altında…
Biz İHH ekibi olarak Kamboçya’da üç kişiydik... Bayramı buradaki
sevdiklerimizle değil de oradaki sevdiklerimizle geçirirken, dünyanın 100 ayrı
bölgesinde 100 ayrı İHH ekibinin dolaşıyor olduğunu bilmek, bende kıtalararası
bir kardeşlik güneşinin altında olduğum hissini uyandırdı. Yalnızca bu his
bile, İHH’yı ve onu her türlü yardımıyla destekleyen büyük milletimizin
duruşunu, sürekli büyüyen bir umudun ve dirilişin ayak sesleri olarak yorumlamaya
yetiyor.
Kurban Bayramı vesilesiyle uzaktaki veya yakındaki bir ülkenin Müslümanlarını
ziyaret etmek, selam alıp selam vermek, kucaklaşmak... Bütün bunlar bayramdan
bayrama gösterilen bir ilgiyi değil, devamlı bir iletişimin ve birbiriyle her
alanda ve her anlamda ilgilenmenin temellerinin de atıldığı bir kardeşlik
şölenini işaretliyor. Bunun farkındayım. Buna şahit olmak müthiş bir duygu.
Bu dünyadan geçip giderken... Bir kardeşimizin gözlerine bakıp da gitmek...
Bir çocuğun sevindiğini görüp de gitmek... Bir daha hiç görmeyeceğiniz bir
ağaca dokunmak... Ve çok derinlerdeki bir şarkının, büyük şarkımızın seslerini
duymak...
Sonra göklere bakmak...
Şükretmek...
Eve dönmek.
Ve ilk iş yeniden haritayı açıp bakmak...
Diğer Kamboçya Seyehatnameleri
Kamboçya
Kadim bir medeniyet: Kımerler...
Kamboçya Foto Galerisi
|