|
Bayramda anne ve babalarıyla bayramlaşamamaları çok acı geliyor bize. Küçücükler daha… Çoğunun ayaklarında çorap yok ve buz gibi havada terlikle dolaşıyorlar. Başlarını okşuyoruz. Hani “Yetimin başını okşa yeter.” diyorlar ya işte öyle. Yeter mi? Mümkün mü onlar için yetmesi? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Verdiğimiz bayram hediyeleri, giysileri ve harçlıkları çocukların yüzünü gülümsetirken “yetim başı okşama”nın verdiği huzur da etrafı sarıyor. Yatakhane bölümüne geçtiğimizde, çocukların yattığı ranzalar üzerinde incecik bir sünger görüyoruz. Kendi yaşamımızın konforuyla bu çocukların dünyası arasındaki yaman çelişkiyi görünce yüreğimiz cız ediyor. |
|
Devamını oku...
|
|
 Seyahat öncesi İstanbul’da son durumBugün 17 Aralık 2007 Pazartesi. İsmail Bozkurt bırakacak bizi havaalanına. Tarık Tufan’la Ümraniye’den bindik arabaya. Ersin Şahin’i de Merter’den alacağız. Havadaki güneş İstanbul’u ısıtmaya yetmiyor. Boğaz köprüsünü bir çırpıda geçiyoruz. Sol yanımızda Marmara’ya usulca uzanmış tarihi yarımada, karşısında O’nu bıkmadan usanmadan seyreden Üsküdar, sağ yanımızda boğaza serpilen tarih. Her birinin selamını gideceğimiz yerlere götürmek üzere alıyoruz. Süleymaniye’nin selamı daha bir başka duruyor. Bayram namazını başka bir diyarda kılacağız bu sefer. Nerede olursak olalım Süleymaniye aklımızdan çıkmayacak. Ersin’i aldıktan sonra, biraz gıda ve bazı küçük ihtiyaçlarımıza yönelik olarak alışveriş yapmamız gerekiyor. Ersin’in kamera ve fotoğraf makinesi için aparat alması gerektiğinden, havaalanı yolu üzerindeki bir elektronik mağazasında daha durmak zorundayız. Havaalanı girişinde İsmail’le vedalaşırken, İsmail, Bosna usulünde “Allah’a emanet!” dediğinde, sanki Boşnakların da duasını yedeklenmiş oluyoruz. Bagajlarımızı teslim ettik. Ebubekir Kurban’ı sigara mekânında görüp hasbihal ediyoruz. Moro’ya gidiyor Ebubekir Ağabey. Namazımızı kılıyoruz önce, Ebubekir Ağabey’le kucaklaşıyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
Bazı aileler ve dul bayanlarla yaptığımız görüşmelerde Filistinlilerin oldukça zor şartlarda yaşadığını bizzat yerinde gözlemliyoruz. BM onlara aylık olarak 30 dolardan daha az bir maaş öderken mülteciler, yıkım kararı alınmış çürük binalarda barınıyor. Hiçbir işleri olmadığı gibi, içinde bulundukları Hindu toplumu onları dışlıyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Tacikistan Müslümanlarının misafir ağırlama adetlerine hayran olmamak elde değil. Bayram boyunca, tüm evlerde misafir kabul odasında 24 saat sofraları devamlı bekliyor. Dikdörtgen şeklinde çevrelenmiş yer minderlerinin ortasında, devamlı takviye yapılan envai çeşit yiyecekler… |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 5 / 26 |