İHH İnsani Yardım Vakfı olarak, Müslüman kanının oluk gibi aktığı Irak’a
doğru, Kurban Bayramı’nı kardeşlerimizle geçirmek üzere yola çıktık. Cuma
sabahı Kerkük’teydik. Namazdan sonra yüzlerce Iraklı kardeşimize bayramlık
giysi dağıttık. Bu hayra vesile olanlara, eller havada herkes dua ediyordu. Onların
mutluluklarını görünce bizler daha da çok sevindik. Iraklı kardeşlerimizin bize
olan ilgisi ve sevgisi görülmeye değerdi. Bizi bağırlarına bastılar. Bu sevgi ancak
İslam kardeşliğiyle mümkün olabilir.
Buradaki vakıfların ve derneklerin birkaç tanesini ziyaret ettikten sonra,
akşam üzeri kaldığımız misafirhaneye geldik. Zira hava kararmaya başlayınca buralarda
dışarı çıkmak çok tehlikeli ve hatta yasak. Misafirhanedeki arkadaşlarımızla
tanışıp, muhabbet ettik. Irak’ın son durumu hakkında onlardan bilgi aldık.
Anlattıkları, tüylerimizi diken diken etti. Iraklı Müslümanlar, bu zor şartlar
altında yaşam mücadelesi veriyorlardı. Irak’ta hiçbir can ve mal emniyeti yok.
Ne zaman, neresi patlayacak; nereden kurşun gelecek; işgalci Amerikan askerleri
nereden çıkacak; bunların hiç biri kestirilemiyor. Bütün bu belirsizlikler,
orada hayatı oldukça zorlaştırıyor.
Kurban Bayramı’nda “kurban” edilen
bir devrik lider…
Bütün bu sıkıntılarla beraber, beklenen gün gelmişti: Kurban Bayramı. Bayram
namazı için camiye gittik. İnsanlar fevc fevc camilere gidiyorlardı. Namazdan
sonra kardeşlerimizle bayramlaşma merasimi başladı. Herkes birbiriyle bayramlaşıp,
bu işgalin sona ermesi ve Müslümanların selameti için dua ediyordu. Ebu Ahmet,
bizi, gelenekten olsa gerek, evine davet etti ve camiden onun evine geçtik. Eve
girdiğimizde, Saddam’ın asıldığı haberi geldi. Herkesin neşesi
kaçmıştı. Böyle bir günde Saddam’ın asılması morallerimizi bozmuştu.
İslam aleminin Kurban Bayramı’nı yaşadığı bu saatlerde, Saddam “kurban” edilmişti.
Ve bu kabullenilecek bir durum değildi. Bu suretle, milyonlarca Müslüman’a
bayramı zehir ettiler. Zor bir gün olacaktı anlaşılan. İlk patlama haberi Kufe’den
geldi. Patlamada onlarca insan öldü. Sonra da diğer şehirlerden patlama
haberleri ulaşmaya başladı. Ambar, Selahaddin, Musul, Telafer, Felluce ve Tikrit’te
sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Coşkuyla geçirilecek bir gün; endişe ve
korkuyla geçmişti. Bayramın birinci günü bu karmaşayla sona erdi.
Bayramın ikinci günü kurban
dağıtımına başladık. Önce Şark’ul Evsad (Ortadoğu) Kardeşlik Derneği’nin
organize ettiği dağıtımı gerçekleştirdik. Burada yaklaşık 1500 aileye kurban
dağıtımı yaptık. Buradaki kardeşlerimiz bu hayra vesile olanlara, yani Türkiye’deki
Müslümanlara çokça dua ettiler. Yaşlı bir teyzenin, gözyaşları içinde ellerini
semaya kaldırıp dakikalarca dua etmesi, hepimizi çok duygulandırdı. Biz de, bu
suretle, bize verilen emanetleri sahiplerine ulaştırmanın hazzını ve
mutluluğunu yaşadık.
Bayramın üçüncü günü Türkmen Kardeşlik Derneği’nin organize ettiği iki
yerde dağıtımlarımızı gerçekleştirdik. Burada 1000’e yakın aileye kurban
hisselerini dağıttık. Daha sonra bayramlaşma programı çerçevesinde, çeşitli
kurumları ve ülkenin ileri gelenlerini ziyaret edip, onlara Türkiye’deki
kardeşlerinin selamlarını ilettik. Daha sonra, Türkmen Aileleri Yardımlaşma ve
Dayanışma Derneği’yle beraber 1000’den fazla aileye dağıtım yapıp, tekrar
kaldığımız bölgeye geri döndük. Bayramın dördüncü günü, bir takım Kur’an kurslarının
ve eğitim kurumlarının yaptıkları çalışmaları bizzat yerinde görüp, bu
kurumlarla ilgili, yetkili mercilerden bilgi aldık ve bu kurumlara da elimizden
geldiğince, eğitim yardımları yaptık.
Sonuç olarak; bir Kurban Bayramı’nı daha Iraklı kardeşlerimizle beraber
yaşamış olduk. İnşallah bir sonraki bayramı, kanın ve gözyaşının dindiği bağımsız
bir Irak’ta yaşarız.
Irak Foto Galerisi
|