Ürdün: "orta"da değil; olayların "merkez"inde PDF Yazdır E-posta
Yazar Mehmet Özkan   
Taşı delen suyun çokluğu değil, damlaların sürekliliğidir.”

urdun.jpg

Ürdün, dışarıdan bakıldığında Ortadoğu’da büyük devletlerin arasında sıkışmış, yapacakları sınırlı bir devlet görüntüsü verse de; aslında “ara”da değil, “merkez”de bir ülke. Yaklaşık iki milyon Filistinli mülteciye ev sahipliği yapması yetmiyormuş gibi, şimdi de yaklaşık bir milyona yakın Iraklı, Ürdün’de yaşıyor. Ürdün Ortadoğu’da olan çatışma ve problemlerden dolaylı olarak en çok etkilenen ülke. Bizler için Ürdün’e gitmek, bir nevi bu durumu yerinde gözlemlemek ve oradaki mültecilerin durumunu, sıkıntılarını ve problemlerini yakından incelemek demekti. Elimizden gelenler, yapılması gerekenlere göre “çok az” olmasına rağmen, “Taşı delen suyun çokluğu değil, damlaların sürekliliğidir.” felsefesini şiar edinerek çıktık yola.

Ürdün’de ilk etapta göze çarpan şey: fakirlik. Amman’dan tutun da, Zarqa, Irbid, Kerak nereye giderseniz gidin, ülke son derece büyük bir fakirlik içerisinde yaşıyor. Gelir dağılımı son derece bozuk ve bu, doğal olarak ülkede iki sınıfın oluşmasına sebebiyet veriyor: aşırı fakirler ve aşırı zenginler. Örneğin, Amman’ın Shemasani bölgesi, Iraklı, Ürdünlü ve Filistinli zenginlerin mekanı olurken, hemen yanı başındaki bölgeler fakirlik içinde yaşıyor.

Semboller üzerinden siyaset

Ürdün’de ilk göze çarpan şeylerden birisi de insana oranın bir krallık olduğunu hatırlatan öğeler. Siyasette sembollerin ne kadar önemli olduğu iyi bilinir. Ürdün’de her taraf Kral Abdullah posterleriyle dolu. Genelde konuştuğumuz insanlar, Kral Abdullah’ın, babası Kral Hüseyin’e göre halktan daha kopuk bir hayat tarzına sahip olduğunu söylüyorlar. Bu durumun sembollere ne kadar yansıdığını, hemen hemen her adım başı bir posterin asılı olmasından daha iyi hiçbir şey ifade edemez herhalde.

Ürdün, Ortadoğu’da Lübnan’dan sonraki en liberal ülke konumunda bulunmaktadır. Liberalizm, hem sosyal alanda hem de ülkenin ekonomik gelişiminde geçerli. Bunun yanı sıra, Ürdün hummalı bir yapılanma içinde. Amman başta olmak üzere, yeni evlerin, yolların ve yeni alışveriş merkezlerinin süratli bir şekilde inşası, Ürdün’ün tamamında büyük bir hareketliliğin olduğunu gösteren en önemli öğe. Büyük alışveriş merkezlerinin yapılmasıyla hayat, özellikle Amman’da, farklı bir renge bürünmüş durumda. Hızlı ve sağlıksız modernleşmenin de yaygınlaştığı Amman’da, alışveriş merkezleri, sadece alışveriş yapılan yerler anlamına gelmiyor, aynı zamanda sosyalleşmenin, tanışma ve buluşmanın ama en önemlisi insanların stres attıkları mekanlar oluyor buralar. Bayan nüfusun, erkek nüfusa göre hayli yüksek olduğu Ürdün’de, alışveriş merkezleri aynı zamanda, kız ve erkekler için “tanışma” mekanları anlamına geliyor.

Herkesin “namus” tanımı farklı

Bütün bu hızlı değişime rağmen, Ürdün’de, kabilecilik hala çok güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. “Kan davaları” ya da bir diğer adıyla “namus davaları” uğruna, bir çok kişinin canından olduğuyla alakalı hikayeleri dinlemek, benim için hayli ilginçti. Ürdün yasalarına göre “namus” sebebiyle birisini öldüren bir kişi, sadece altı ay hapishanede yatıyor.

Filistinli mültecilerin sıkıntıları

urdun (1).jpg

Ürdün’de, Filistinli mültecilerin çokluğundan bahsetmiştik. Ziyaret ettiğimiz beş mülteci kampının durumu içler acısı. Fakirliğin, umutsuzluğun ve özgüven yokluğunun bir arada yaşandığı, mülteci kampından daha kötü bir yer yoktur herhalde yeryüzünde. Temizliğin yapılmadığı bu bölgeler yetersiz beslenme ile birleşince, hastalığa davetiye çıkartıyor.

Kamplarda sevinçli gördüğümüz tek grup çocuklar. Onlar hiçbir şeyden habersiz, hayatın tadını çıkarmaya çalışıyorlar. Dağıttığımız küçük hediyeler, onlar için dünyalara bedel. Onlardaki heyecan, gülümseme ve her şeye rağmen hayattan tat alma gayreti bizler için ayrıca ilham kaynağı oldu.

Ziyaret ettiğimiz mülteci kampında, konuştuğumuz yetkililerden öğrendiğimiz bir husus aslında hem Türkiye, hem de dünya siyasetinde dikkatlerden kaçan bir nokta idi. Ürdün Krallığı’nın eskiden yaptığı bir anlaşmaya göre, Batı Şeria’dan gelen mülteciler, Ürdün vatandaşı olabiliyor ve dolayısıyla buradaki devlet dairelerinde çalışabiliyorlar. Buna karşın, Gazze’den gelen mülteciler bu haktan mahrumlar. Bu durum, sayıları yaklaşık 700 bini bulan Gazze kökenli mülteciler için hayatı daha da zorlaştırıyor. Gazze kökenliler, mültecilerin birçoğunun yaptığı gibi, Ürdün devlet dairelerinde çalışamıyorlar. İşsizliğin zaten çok yüksek olduğu Ürdün’de, hayat Gazze’den gelen Filistinli mülteciler için çok daha da zor.

Diğer Ürdün Seyehatnamesi
Ürdün
Ürdün Foto Galerisi
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu