Taşı
delen suyun çokluğu değil, damlaların sürekliliğidir.”
Ürdün, dışarıdan bakıldığında Ortadoğu’da
büyük devletlerin arasında sıkışmış, yapacakları sınırlı bir devlet görüntüsü
verse de; aslında “ara”da değil, “merkez”de bir ülke. Yaklaşık iki milyon Filistinli
mülteciye ev sahipliği yapması yetmiyormuş gibi, şimdi de yaklaşık bir milyona
yakın Iraklı, Ürdün’de yaşıyor. Ürdün Ortadoğu’da olan çatışma ve problemlerden
dolaylı olarak en çok etkilenen ülke.
Bizler için Ürdün’e gitmek, bir nevi
bu durumu yerinde gözlemlemek ve oradaki mültecilerin durumunu, sıkıntılarını
ve problemlerini yakından incelemek demekti. Elimizden gelenler, yapılması
gerekenlere göre “çok az” olmasına rağmen, “Taşı delen suyun çokluğu değil, damlaların
sürekliliğidir.” felsefesini şiar edinerek çıktık yola.
Ürdün’de ilk etapta göze çarpan şey:
fakirlik. Amman’dan tutun da, Zarqa, Irbid, Kerak nereye giderseniz gidin, ülke
son derece büyük bir fakirlik içerisinde yaşıyor. Gelir dağılımı son derece
bozuk ve bu, doğal olarak ülkede iki sınıfın oluşmasına sebebiyet veriyor: aşırı
fakirler ve aşırı zenginler. Örneğin, Amman’ın Shemasani bölgesi, Iraklı, Ürdünlü
ve Filistinli zenginlerin mekanı olurken, hemen yanı başındaki bölgeler
fakirlik içinde yaşıyor.
Semboller
üzerinden siyaset
Ürdün’de ilk göze çarpan şeylerden
birisi de insana oranın bir krallık olduğunu hatırlatan öğeler. Siyasette
sembollerin ne kadar önemli olduğu iyi bilinir. Ürdün’de her taraf Kral
Abdullah posterleriyle dolu. Genelde konuştuğumuz insanlar, Kral Abdullah’ın, babası
Kral Hüseyin’e göre halktan daha kopuk bir hayat tarzına sahip olduğunu
söylüyorlar. Bu durumun sembollere ne kadar yansıdığını, hemen hemen her adım başı
bir posterin asılı olmasından daha iyi hiçbir şey ifade edemez herhalde.
Ürdün, Ortadoğu’da Lübnan’dan sonraki
en liberal ülke konumunda bulunmaktadır. Liberalizm, hem sosyal alanda hem de ülkenin
ekonomik gelişiminde geçerli. Bunun yanı sıra, Ürdün hummalı bir yapılanma içinde.
Amman başta olmak üzere, yeni evlerin, yolların ve yeni alışveriş merkezlerinin
süratli bir şekilde inşası, Ürdün’ün tamamında büyük bir hareketliliğin olduğunu
gösteren en önemli öğe. Büyük alışveriş merkezlerinin yapılmasıyla hayat, özellikle
Amman’da, farklı bir renge bürünmüş durumda. Hızlı ve sağlıksız modernleşmenin
de yaygınlaştığı Amman’da, alışveriş merkezleri, sadece alışveriş yapılan yerler
anlamına gelmiyor, aynı zamanda sosyalleşmenin, tanışma ve buluşmanın ama en önemlisi
insanların stres attıkları mekanlar oluyor buralar. Bayan nüfusun, erkek nüfusa
göre hayli yüksek olduğu Ürdün’de, alışveriş merkezleri aynı zamanda, kız ve
erkekler için “tanışma” mekanları anlamına geliyor.
Herkesin
“namus” tanımı farklı
Bütün bu hızlı değişime rağmen, Ürdün’de,
kabilecilik hala çok güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. “Kan davaları” ya
da bir diğer adıyla “namus davaları” uğruna, bir çok kişinin canından olduğuyla
alakalı hikayeleri dinlemek, benim için hayli ilginçti. Ürdün yasalarına göre “namus”
sebebiyle birisini öldüren bir kişi, sadece altı ay hapishanede yatıyor.
Filistinli
mültecilerin sıkıntıları
Ürdün’de, Filistinli mültecilerin çokluğundan
bahsetmiştik. Ziyaret ettiğimiz beş mülteci kampının durumu içler acısı. Fakirliğin,
umutsuzluğun ve özgüven yokluğunun bir arada yaşandığı, mülteci kampından daha kötü
bir yer yoktur herhalde yeryüzünde. Temizliğin yapılmadığı bu bölgeler yetersiz
beslenme ile birleşince, hastalığa davetiye çıkartıyor.
Kamplarda sevinçli gördüğümüz tek grup
çocuklar. Onlar hiçbir şeyden habersiz, hayatın tadını çıkarmaya çalışıyorlar. Dağıttığımız
küçük hediyeler, onlar için dünyalara bedel. Onlardaki heyecan, gülümseme ve
her şeye rağmen hayattan tat alma gayreti bizler için ayrıca ilham kaynağı
oldu.
Ziyaret ettiğimiz mülteci kampında, konuştuğumuz
yetkililerden öğrendiğimiz bir husus aslında hem Türkiye, hem de dünya
siyasetinde dikkatlerden kaçan bir nokta idi. Ürdün Krallığı’nın eskiden yaptığı
bir anlaşmaya göre, Batı Şeria’dan gelen mülteciler, Ürdün vatandaşı olabiliyor
ve dolayısıyla buradaki devlet dairelerinde çalışabiliyorlar. Buna karşın,
Gazze’den gelen mülteciler bu haktan mahrumlar. Bu durum, sayıları yaklaşık 700
bini bulan Gazze kökenli mülteciler için hayatı daha da zorlaştırıyor. Gazze kökenliler,
mültecilerin birçoğunun yaptığı gibi, Ürdün devlet dairelerinde çalışamıyorlar.
İşsizliğin zaten çok yüksek olduğu Ürdün’de, hayat Gazze’den gelen Filistinli mülteciler
için çok daha da zor.
Diğer Ürdün Seyehatnamesi
Ürdün
Ürdün Foto Galerisi
|