Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.
Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.

Fedakârlık ve rızanın mükâfatı kurbanlarınızla yüzlerine tebessüm kondurduğumuz yetim ve muhtaç kardeşlerimiz adına teşekkür ederiz.

KIBRIS İZLENİMLERİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Şahin   
KIBRIS İZLENİMLERİAnne ve babalarımız yaşında olan ancak kendi evlatları tarafından adeta terkedilmiş insanlarımızla kucaklaştık ve ellerini öptük. Kendilerine şeker ve çiçekler takdim ettik. Oturduk, sohbet ettik, dertleştik ve kucaklaştık.

2007 Kurban Organizasyonu için geldiğimiz Kıbrıs’ta, ESKAD’a (Evrensel Sevgi ve Kardeşlik Derneği) mensup 200 civarında gençle birlikte, Dipkarpaz bölgesindeki belediye kesimhanesinde, 52 adet kurban kesimi ile bu organizasyonu başlattık. Bir taraftan kesimler devam ederken, bir taraftan gençler tarafından etlerin parçalanıp paketlenme işlemleri devam etti. Bir taraftan da iki ekip halinde, bu bölgede 50–60 km²’lik sınırlar içerisindeki köylere dağıtımlarda bulunmak üzere hareket edildi.

Kıbrıs köylerinde bayram

ESKAD tarafından daha önce 180 köye gidilerek, genelde cami hocaları ve muhtarlarla birlikte ön hazırlık olarak “fakir aile tespit çalışması” yapılmıştı. Biz de kurban kesimi devam ettiği sırada Kurban Bayramı’nın ilk günü 9 köyde dağıtımlara bizzat katıldık. Bu köylerde gerçekten çok mağdur olan ailelerle karşılaştık. Bunu örneklemek gerekirse, Türkiye’den buraya yerleşmek üzere gelen birkaç fakir aileyle karşılaştık. Eşi ve çocuklarıyla birlikte buraya yerleşen ve 2 yıl sonra kocası tarafından 2 çocuğuyla birlikte terk edilip ve bir göz odada yaşam mücadelesi veren dul bir bayanla konuştuk. Kocasının ailesini terk edip Kıbrıslı bir hanımla evlendiğini öğrendik
Kıbrıs genelinde buna benzer olayların fazla olması sonucunda hayat mücadelesi veren dul hanım ve yetim çocukların çok olduğu tespit edilmiştir. Bu konudaki düşüncelerimiz, Kıbrıs’ta yetim ve dullar için, Türkiye’de ve dünyada örneklerini gördüğümüz barınma evi, kreş vb. tesislerin kurulması için imkanlar çerçevesinde gayret gösterilebileceği yönünde.
Kıbrıs’ın ekonomik yapısı ile ilgili söylenmesi gereken bir husus da şudur ki; Kıbrıs’ta parası olan zengin sınıf tam zengin ve her anlamda müreffeh. Fakat parası olmayan kısım ise her anlamda fakir. Bu derin uçurumla Kıbrıs’ın bir çok yerinde karşılaştık.
Kurban Bayramı’nın ikinci günü olan 21 Aralık 2007 Cuma günü, cuma namazından sonra çalışmalarımıza ve dağıtımlarımıza Gazi Magosa’da devam ettik. Kıbrıs’ın diğer yerleşim yerlerinde de arkadaşlarımız ekipler halinde eş zamanlı olarak çalışmalarını sürdürdü.

Gazi Magosa’da huzurevi ve hastane ziyareti

ESKAD’ın kuruluşundan bu yana her bayram gerçekleştirmiş olduğu hastane ve huzur evi ziyareti yaptık. Anne ve babalarımız yaşında olan ancak kendi evlatları tarafından adeta terkedilmiş insanlarımızla kucaklaştık ve ellerini öptük. Kendilerine şeker ve çiçekler takdim ettik. Oturduk, sohbet ettik, dertleştik, kucaklaştık ve onların da bu kucaklaşma sonucu duygu ve düşüncelerini aldık. Bizim bu ziyaretimizin kendilerini çok duygulandırdığını söylediler. Mutlulukları kelimeler ile ifade edilemeyecek kadar görmeye değerdi. Bu ziyaretimizden sonra da ikinci durağımız olan Gazi Magosa Devlet Hastanesi’ndeki hasta ve hasta yakınlarını ziyaret ettik. Bugüne kadar ESKAD dışında bu şekilde ziyaretlerine gelen kimsenin olmadığını ifade ettiler. Ve birkaç hasta “Daha önce de hastanede yatıyordum ve ziyaretime geldiniz. Onun için sizleri hiç unutamıyorum. Allah sizden razı olsun, nice bayramlar göresiniz.” dualarıyla karşılayıp yine dualarla bizi uğurladı. Aynı şekilde hemşireler tarafından da aynı duygu ve düşüncelerle karşılanıp uğurlandık. Merdivenlerden inerken bir doktor ağabeyimizle karşılaştık. “Ooo, hoş geldiniz, siz ESKAD’dan mısınız?” diye sordu. Bizler, evet dedikten sonra “Allah sizden razı olsun, geçen yıl da gelmiştiniz. Hastalara verdiğiniz bu duygu ve motivasyon için sizlere teşekkür ediyoruz.”
Bu ziyaretlerden sonra, Gazi Magosa içerisinde bazı yerleri gezdik. Cami olmadan evvel gotik bir kilise olan Lala Mustafa Paşa Camii’nden, surlara kadar birçok yeri gezdik. Özellikle kale içi bölgesinin en dikkate değer yönü şu ki; Osmanlı bu bölgeyi fethettiğinde bölgeye çeşitli meslek grupları ve sanatkarlardan insanlar yerleştirmişti. O zamanlar üreten Kıbrıs halkı şimdi ise tamamen bir tüketim çöplüğünde öylece duruyor. Geceleri bir yerde tepinen kalabalıklar da görebilirsiniz, biraz uzağında (Anadolu Mahallesi) kartondan yapılmış bir evde 2 yaşlı insanı da. Bir yandan dolup dolup boşalan barları da görebilirsiniz, hemen karşısındaki cemaatsiz kalmış bir camiyi de. Tüketim kültürü öylesine had safhalarda ki, insanlar her şeyi yarım bırakma alışkanlığına kapılmış durumda ve bunu su, içecek, yemek, elbise, araç gibi her alanda görmek mümkün. Fakat her yerde olduğu gibi hiç bozulmamış, nur yüzlü gençleri de var Magosa’nın. Bunların çok azı yerli halktan, birçoğu ise Türkiye’den gelmiş gençler. Buradaki ESKAD bu saydığımız sıkıntıların farkında ve bunun halli için gayretkeş ve diğergam ekipleri ile çalışmalarını azim ve imanla sürdürüyorlar. Edindiğimiz izlenimler ve duyumlarımıza göre her günleri bir faaliyetle geçiyor. Bir sloganları da var ki maksadı açıkça ifade ediyor: “Kıbrıs yavru vatan değildir, vatandır.”

Lefkoşa’da bayramlaşma

Kurban Bayramı’nın üçüncü günü olan 22 Aralık 2007 Cumartesi günü de, ESKAD Genel Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan bayramlaşma programına, İHH ekibi olarak katılmak üzere biz de Lefkoşa’ya hareket ediyoruz. Bu bayramlaşma merasiminden sonra orada bulunan bir kaç önemli yeri de gezdik. Lefkoşa merkezde bulunan İplik Pazarı Camii’nde öğle namazını kıldık ve bu caminin imamı olan hocamızla görüştük. Bu hocamız Suriye’den gelip buraya yerleşmiş, burada bir medrese açmış. Bu medresede 50 civarında genç yetiştiriyor ve bundan sonra bu gençlerimize de sahip çıkın diye serzenişte bulundu. Tabi bu gençler Kıbrıs gibi bir yerde ilmi dersler görüyorlardı ve bu hocamız da onlara var gücüyle sarılmış ve “Din eğitimi konusunda ne gerekiyorsa yaparım.” diyordu. Biz de bu hocamızdan Allah razı olsun dedikten sonra ayrılıp, oradan da Yakın Doğu Üniversitesi Koleji’ne gittik. Türkiye’de de birçok kesim tarafından tanınan Kolej müdürü Işılay Arkan Bey’le görüştük. Bir müddet sohbet ettikten sonra vedalaşarak ayrıldık.  
Üçüncü gün Kıbrıs programımız sona ermiş oldu ve Türkiye’ye dönmek üzere yola koyulduk Lefkoşa’dan ayrılıp Ercan Havaalanı’na gittik ve oradan da Türkiye’ye uçtuk. Bu gibi bir kurban organizasyonuna İHH ekibi olarak katıldığımız için ayrıca gurur duyuyor ve bundan sonraki çalışmalarda da yer almak için seve seve hazır olduğumuzu beyan etmek istiyoruz. Bu çalışmalar sadece Kıbrıs’ta değil dünyanın neresinde olursa olsun bizler hazırız. Buna benzer nice organizasyona katkısı olan İHH’ya ve İHH gönüldaşlarına ayrıca teşekkür eder, bundan sonraki çalışmalarında üstün başarılar dileriz. Allaha emanet olunuz. Dualarla…       
 
Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu