Hayallerdeki İran'dan gerçek İran'a: Buruk bir bayram PDF Yazdır E-posta
Yazar Osman Demir   

iran.jpg

Pazar sabahı Tahran’a indik. Bizi orada Lokman Bey karşıladı. Onunla Tahran Havaalanı’ndan Urumiye’ye gittik. İran’da hava çok soğuktu. Şehre gider gitmez hemen bir camiye gittik fakat bayram namazının ancak sonuna yetişebilmiştik. Namazdan sonra cami imamı ile bayramlaştık ve onun evine kahvaltıya gittik. Eve girdiğimizde, dışarıdaki soğuk havaya inat, içeriden sıcak hava yüzümüze esince, bu sıcaklığın doğalgazdan kaynaklandığını öğrendik. Orada hemen hemen bütün evlerde doğalgaz bulunuyor. İran halkının ısınma gibi bir sorunu olmadığını, İran’da doğalgazın çok ucuz olduğunu öğrendik. Bu sıcacık evde dolaşırken, salona girince çok şaşırdım. Koca salon bomboştu. Biz evlerimizi eşyalar ile doldurup kendi yaşam alanlarımızı daraltırken, onlar sadeliği seçmişlerdi. Kahvaltı olarak yoğurt, incir reçeli ve bizim otlu peynire benzeyen bir peynir getirdiler.

Oradan ayrılıp kurban keseceğimiz yere gittik. Sokaklarda bizim burada olduğu gibi bir bayram coşkusu yoktu. Sıradan bir gün gibiydi. Bu arada unutmadan belirteyim, İran’da bayram sadece iki gün. Oradaki kurban kesiminin ardından başka bir köye kurban kesimine gittik. Buradaki kurban kesimine şahit olduk. Ama insanlar oldukça sıcak kanlıydı. Bizi çok iyi karşıladılar. Kesimlerin ardından, Lokman ağabeyin evine gittik ve ailesi ile tanıştık. Bu sıcacık evde bizi iki gün misafir ettiler. Kaldığımız günler boyunca şehri dolaştık. Ulumiye şehrini ziyaret ettik.

Çarşamba sabahı, Ulumiye’den Tahrana gitmek için yola çıktık. Kardan yollar kapandığı için taksi bulmakta zorlandık. Bu bir saatlik yolculuk boyunca, Türkiye’deki şoförlere bol bol dua ettim ve onların kıymetini daha iyi anladım. Çünkü şoförümüz, kardan arabanın camları kapanacak derecede kötü olan bir havada, yoluna 100 km hızla devam ediyordu. Neyse, sağ salim arabadan indikten sonra, Tahran uçağına bindik ve bir saat sonra Tahran’a indik.

Tahran’da Sünnilerin durumu ve ibretlik birkaç vesika…

Tahran çok kalabalık bir şehirdi. Yaklaşık 15 milyon nüfusa sahip olan şehrin sokakları çok geniş ve evleri de çok güzeldi. Tahran sokaklarında insanlar tek tip ve elbiseleri de tek renkti. Bu şehirde her şey koyu renkti. Tahran sokaklarında da trafik sorunu vardı. Burada tek ve çift plakalı araçlar, trafiğe sıra ile çıkarıyorlardı. Trafikte “şerit” diye bir şey yoktu adeta… Şoförler nerede bir boşluk varsa oraya giriyordu. Geçiş üstünlüğü sorununu, “Kim önce davranırsa, o geçer.” şeklinde çözmüşlerdi. Tahran’da ilk önce Abdülkadir Pirani Cemaati’ni ziyaret ettik. Burada Kürt, Azeri gibi birçok milletten insan vardı. Ancak bunlar, millet bilincinden ziyade, “ümmet bilinci” ile birbirlerine bağlanmışlardı. Aralarında ırk ayrımı yoktu.

Kısa süren başarılı kurban programımızın ardından dengelerin iyiden iyiye hassaslaştığı Ortadoğu’nun güçlü ülkesi İran’dan ülkemize hareket ediyoruz.

İran Foto Galerisi
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu