 Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.
Fedakârlık ve rızanın mükâfatı kurbanlarınızla yüzlerine tebessüm kondurduğumuz yetim ve muhtaç kardeşlerimiz adına teşekkür ederiz. |
|
|
Yazar IHH
|
Yüzlerinde acı, dünlerinde keder vardı insanların. Kadınları çaresiz, erkekleri mahcup, çocukları utangaç… Bir odada sekiz kişi yaşamalıyız belki de anlamamız için ve tam 40 yıl...
Pazartesi gecesi uçağa binmek için ayrıldığımızda yeni bir hayata merhaba diyorduk. On günlük uzun bir hayata, her şeyden farklı ve başka. Sabırla beklediğimiz uçak rötarından sonra 21:30’da geldiğimiz havaalanından 23:30 yerine 00:30’da ayrılıyorduk Anka kuşunun sırtında, çok uzaklara. Yüzüm Mekke’ye dönük, sırtım evime... Kalbim Allah'a tutkun, elim işime... Dünyanın merkezi denilen yerde... Nakkaş olup merhamet düğülsün bugün... Bir anonsla göz açtım, havalandıktan sonra. "Ben kaptanınız Emre, yükseklik 11.000 fit, hızımız 950 km, yolumuz 2 saat"... Eyvallah, dedik kaptan pilot Emre’ye, daldık yeniden sohbeti demlemeye. Yoldaşlarımız, değerli üstadımız Ahmet Mercan ve Fatih semti çalışkanlarından Adem Kızılşafak. Tercümanımız Cerrahpaşa tıp öğrencisi Gazzeli Kenan Mesmeh yolculuğun bir kısmında bize, zaman yetmese de Filistin’den kesitler aktardı. Derken Emre kaptan frene bastı ve kapılar açıldı. Biz artık Ürdün'ün başkenti Amman'da idik. İki yiğit karşıladı bizleri Cemiyeti Merkezi İslami’den.
Serin bir gecenin yanı sıra sıcak bir kardeşlikle ısındı yüreğimiz gecenin üçünde. Yağmur damlaları ıslatırken yolları, bir bardak çay hasreti gibi buharında kaynıyordu dostluğumuz. Ve başlamış oldu 2007 -1428 kutlu kurban seferimiz. Daha önceden ayarlanmış otelimizde 3-4 saat uyuduktan sonra bize ait olan kurbanlarımızı görmeye gittik. Koçlar, tosunlar hepsi de en babasından, çok esaslı idiler. Kurbanlıklarla muhabbetimizi bitirdikten sonra onları yarın bayram için Allah'a emanet ediyorduk ve soluğu merkezin bürosunda alıyorduk. Namazlar kılındı, teslim tesellümler yapıldı. Bölge ile ilgili haberleri dinlerken saatler bizi akşam namazıyla beraber iftara ulaştırdı. Sonrasında günün yorgunluğuyla otele attık kendimizi. Günü değerlendirip, sabaha bayram için yarı ölü vaziyetine geçtik.
Bayram namazı için gittiğimiz Melik Hüseyin Camii’nde sisli, soğuk ve bol askerli bir karşılama vardı. Havaalanı gibi aranıp girdik camiye; öğrendik Kral Abdullah namaza oraya gelmiş. Çıkışta 30 kadar Özbek öğrenciyle bayramlaşmamız ayrı bir atmosferdi.
Nasr Mülteci Kampı Namaz sonrası bayramlaşma ve kurban kesimi için yönümüzü Nasr Mülteci Kampı’na çevirdik. İlk göçü 1948 sonrası alan kampta şu anda 35.000 kişi barınmaya çalışıyor. Elli yıldır evlerinden, yurtlarından uzakta, Ürdün’deki Filistin mülteci kamplarındalar. Efendimiz’in bin güne yakın, evinden uzakta ashabıyla sürgün ve boykot edildiği, aç kaldığı, iltica ettiği, dağlara sürüldüğü zamanki gibi 50 yıldır yasak kılınmıştı yurtları, Filistin’in mazlum insanlarına... 50 yıldır açlık, hastalık, haklarından yoksunluk kaplamıştı milyonların her yanını, ne zaman sona ereceği belli olmaz bir şekilde...
Kesilirken kurbanlarımız birer birer, kurban verdiğimiz binlerce Filistinli yavrularımız gibi feda oluyorlardı Allah'a. Melekler şehitleri, yetimler kurbanları gözlüyorlardı evlerinden uzakta, Filistin mülteci kamplarında. Pişireceği yemeye et koyabilmek için koşuşturan anne ile nefesini balonuna doldurmayı tercih eden çocuk aynı evin yolunu tutuyorlardı Filistin mülteci kamplarında. 35000 Filistinli mültecinin yaşadığı Nasr Mülteci Kampı’nda kesimler dağıtımlar tüm hızıyla devam ederken, bir başka kamp olan Gazze Kampı’na doğru yola koyulduk.
Gazze Mülteci Kampı 1967 sonrasında göçlerle oluşan kampta 40 bin kişi 1 km²’de yaşamaya terkedilmiş. Tam 40 yıldır kimliksiz, vatandaşlığa kabul edilmeden imkansızlıklar içinde yaşıyorlar, anlatılır gibi değil. Yüzlerinde acı, dünlerinde keder vardı insanların. Kadınları çaresiz, erkekleri mahcup, çocukları utangaç... Bir odada sekiz kişi yaşamalıyız belki de anlamamız için ve tam 40 yıl...
40 yıl dört duvar arasında yaşar gibi Gazze Kampı çok fazla acı taşıyor içinde... Evlerinden yurtlarından uzak olmanın ötesinde, insanlar kendilerine uzaklar. Kamptan dışarı çıkamıyorlar, kimlik, ehliyet vs. yok, dünya onları belgeleyemiyor ama yaşıyorlar. 40 bin kişi 40. yılında Gazze’de Sabahın ilk ışıklarıyla güne başlarken, uzakta, çok uzakta başka bir güneş başka bir gökyüzü ile uyandık. Önceki gün yapılan Gazze Kampı ziyaretleri, dağıtımlar, kamp yetkililerinden aldığımız bilgiler bizde geceyi uzun kılmıştı. Farklı bir güne hazırlık yapmaya çalışıyorduk.
Uçaktan indiğimiz andan itibaren yanımızdan ayrılmayan, olaya tamamen hakim bir partner olan Cemiyeti Merkezi İslami’den Amr ve Mahmud kardeşlerimiz bu sabah da bizleri otelimizden alıp yeni bir dünya görmemiz için seferber olmuşlardı. Bugün ne taraftayız diye sorduğumuzda El Bak’a Mülteci Kampı’ndaki yetimhaneyi ziyaret edeceğiz dediklerinde daha başka heyecanlandık.
Ümmetin yetim çiçekleri Kampa vardığımızda Gazze Kampı’na göre daha imkanlı görsek de ne fayda, bütün kamplar hasta, dul ve yetimlerden oluşuyordu neredeyse. Merkeze bağlı yetimhanenin yetkilileri bilgi aktarırken her yanımız çiçek bahçesi gibi rengarenk, mis kokulu ancak boynu bükük ümmetin yetim çiçekleriyle doldu taştı... Sıraya girdi yetimler yıldızlar gibi... Gülücükler saçıyorlardı mahcup ve sevinçle... Küçük bir hediye fethetti gönüllerini... Gözyaşları hıçkırıklara dönüştüğü anda... Fethetti gönülleri yetim peygamberin ümmeti...
Yetim çocukların durumunu tarif edemem ancak şunu söyleyebilirim o gün El Bak’a yetimhanesinde annecikleri, babacıkları olmayan o yavrular ümmetin yetimleri. O yavruların bizlere çok ihtiyaçları var hem de çok... Onların gülüşleri bile sizi hıçkırıklara boğabiliyorken... Hüzünlerini varın siz düşünün...
1992 Bosna Savaşı’ndan bu yana, yaklaşık 15 yıldır hiç durmadan, dünyanın dört bir tarafında tüm insanlığa ekmek olan, su olan, nefes olan kararlı ve ilkeli, tarafsız ve seviyeli çalışmalar sürdüren İHH İnsani Yardım Vakfı’na Rabbimizin yardımını niyaz eder, bu görevlerde bize de nöbet yazdığı için ayrıca teşekkür ederiz. |
|
|