
Kurban yakınlaşmaktır Rabbe, kardeşe, dosta… Kurban, zamanı ve mesafeyi
yaklaştırır, görünürde uzak bile olsa. Binlerce kilometre ve saatlerce uzaklık,
kısalır kardeşe varmak için. Vardığınızda hoşça ve kardeşçe karşılanırsınız;
“Ata yurduna hoş geldiniz!” denilerek. Yüzlerde tebessüm vardır, kardeşi görmenin,
kardeşlerle görüşmenin sevinci. Şad olursunuz. Şükredersiniz Kurban’ı veren Rabbe,
teşekkür edersiniz Hz. İbrahim’e. Hayra vesile olana minnettar kalırsınız: Dünya
Müslümanları ile bulaşmamıza vesile olan İHH’ya minnettarız.
Kurban Bayramı’nda “ata yurdu” Kazakistan’a gittik. Dostlarla kardeşlerle
beraber olmanın sevincini yaşadık. İHH’nın 15. yılında binlerce yürekle buluşan
kurbanlarımızın bir kısmı da Kazakistanlı kardeşlerimizle, Orta Asya’nın
İslamlaşmasında büyük yeri olan Hoca Ahmet Yesevi’nin torunları ile buluştu.
Soğuklar,
yüreklerin sıcaklığında ısındı. Gittiğimizde havalar soğuk olmasına rağmen oranın
şartlarına göre havanın yine de iyi olduğunu öğrendik. Kurbanlarımız Almatı ve
Çimkent olmak üzere iki farklı bölgede kesildi.
İki şehrin arası yaklaşık
700 km. ki bu mesafeyi
giderken 13 saatte, gelirken yaklaşık 16 saatte aldık. İki şehirdeki
kardeşlerimizle de buluştuk. Kurban dağıtımında kardeşlerimizin yüzlerinde
bizden aldığı birkaç kilo etin değil ama bizimle olmanın sevincini gördük. Gittiğimiz
camilerde, cemaatin büyük çoğunluğunun gençlerden oluştuğunu gördük. Hatta orada
Uygur Mescidi diye küçük bir camiye gittik. İmam cemaatten gelmeyen bir kişiyi
soruyordu. Sanki camide yoklama alınıyordu. Rahat ortamlarda büyüyen ülkemiz
gençleri, dünyevi işlerle meşgul olup dinden uzaklaşırken; burada, uzun zaman
“din afyondur” felsefesiyle dinden uzaklaştırılan gençlerin kalplerinin
camilere bağlandığını gördük.
Özel üniversitelerde, İslami ilimler alanında eğitim alan kız öğrencilerin
evlerini ziyaret ettik. Evlerindeki koltukların sadece nerdeyse yüzleri
kalmıştı. Yemek olarak çoğu zaman bir bardak çay ve birkaç dilim ekmekle idare
eden, zor şartlarda okuyan bu öğrenciler bizden sadece okul masrafları
konusunda yardımcı olmamızı istiyordu.
Kazak kardeşlerimizin yüreklerinin bulundukları coğrafya gibi geniş
olduğunu gördük. Misafirperverler… Orada, misafirin yeri sofranın başköşesi, oraya
oturmak zorundasınız. Bunun gibi birçok güzel geleneklerini gördük.
Ayrıca, Kazakistan’da Sosyal Araştırmalar ve Kültürlerarası Dayanışma
Derneği (SADER)’nin çalışmalarının izlerini müşahade ettik. SADER’in çalışmalarına
katılan, bizi orada olduğumuz sürece yalnız bırakmayan Murat kardeşimizi ve
onun abisini anmadan geçemeyeceğim. Hepsinden Allah razı olsun.
İnşallah bir sonraki kurbanda daha farklı bir İslam coğrafyasında
buluşuruz.
Kazakistan Foto Galerisi
|