 Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.
Fedakârlık ve rızanın mükâfatı kurbanlarınızla yüzlerine tebessüm kondurduğumuz yetim ve muhtaç kardeşlerimiz adına teşekkür ederiz. |
|
|
"Afrika'yı Afrika yapan aslanı, kartalı; Müslüman'ın kaderi her yerde aynı" |
|
|
|
|
Yazar Güntay Bulak & Muhammet Ali Altuntaş
|
Botswana göz alabildiğince düz bir ülke. Nüfusu 1 milyon 600 bin civarında ve maalesef nüfusunun %40’ı AIDS’li. Yıllarca İngilizlerin sömürüsünde kalmış, bu nedenle tarımın, hayvancılığın, kısaca yaşamın bitme noktasına geldiği bir Afrika ülkesi olan Botswana nüfusunun %10’u Müslüman, %50’si Hıristiyan ve % 40’ı diğer inanışlardan oluşuyor.
Bir ay öncesine kadar adını hiç duymadığımız Botswana’ya gitmeden önce, Fatih’teki İHH genel merkezinden ayrılıp çağ kapatıp çağ açan Halife Fatih Sultan Mehmed Han’ın kabr-i şeriflerini ziyaret etmiştik. İstanbul’dan başlayan ve 10 saat süren uçak yolculuğundan sonra, sömürgecilerin “J” harfiyle başlayarak okuduğu ancak bu toprakların sahibi siyahların “C” harfiyle telaffuz ettiği “Johennesburg”a, yani Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en büyük şehrine indik. Yaklaşık 500 yıl acımasızca süren sömürünün yıkılış sinyali olarak, başkent “Pretoria” isminin bir Afrika dili olan “Tswana” olarak değiştirildiğini görünce, yüzümüz güldü yüreğimizde özgürlük rüzgarları esti. Arife günü Botswana’nın ıssız kırmızı kumlu topraklarındaydık. Botswana’nın başkenti Gaborone Havaalanı önünde, kuş ve böcek şakırdamaları arasında etrafa bakınırken Botswanalı Müslümanların göz bebeği Al-Hidayah Foundation’dan bizi karşılamaya gelen Sayın İsmail Kayondo ve Sayın Ahmet Mogami’yi bulmakta zorlanmadık. Selamlaştık, tanıştık, haritamızı açtık ve hemen işe başladık. İstişarelerimiz ikindi namazını kıldığımız Botswana Muslim Association Nur Camii’nde de devam etti. İlk olarak çalışma ekibimizde yer alan Botswanalı Hamza ağabeyimizi, 700 km uzaklıktaki Francistown şehrine, orada bulunan mülteci kampındaki ailelere nasıl yardımcı olabileceğimizi öğrenmesi için irtibat kurmaya gönderdik. İstişarelerimiz bayram gecesi geç saatlere kadar devam etti.
Botswana’da bayram namazıSabah, bayram namazı için Molepolole’deki el-Hidaye Camisi’ndeydik. Namaz girişinde durumu müsait olan kardeşlerimiz pasta, şeker vb. ikramlıklarını caminin girişindeki uzun masaya bıraktılar. Böylece, çıkışta dağılan cemaat bu ikramlardan tatma imkânı buldu. Biz de Türkiye’den getirdiğimiz şekerlerimizi ve İHH balonlarının bir bölümünü çocuklar için bu masaya koyduk. Bayram namazının akabinde cami içinde bayramlaşma başladı. Bayramlaşmak için üç kez kucaklaşıyorduk. Camiden çıkarken yerel bir bayram kültürü ile karşılaştık: Ayakkabılarımız karşıki duvar dibine çocuklar tarafından dizilmişti. Çocuklardan biri ayakkabımızı getirdi ve utangaç bir tavırla hemen uzaklaştı. Çağırdık, çekinerek geldi teşekkür ettik, bayramlaştık, harçlığını verdik, birlikte hatıra fotoğrafları çekildik.
Kurbanlar kesiliyorBayramın birinci günü altı büyükbaş kurban kestik. Burada Eylül-Mayıs ayları arasında yaz mevsimi yaşanıyor. Bu nedenle, hava sıcak olduğu için bir kamyonet kiralıyor ve kurban etlerini bir marketin buzluğuna taşıyoruz. Yoğun bir program olacağı için Botswana’nın eski başkenti Lobetsa’da Günay Bulak; Rasesa bölgesinde ise Mehmet Ali Altuntaş kurban programlarını gerçekleştirecek. Program bu iş paylaşımına göre sürdürülürken, ertesi gün hem dağıtımlar devam etti hem de 4 inek,1 keçi ve 10 koyun daha kurban edildi.
Lobetsa’da kurban sıcaklığıLobetsa bölgesi dağlık ve çok güzel bir yerdi. Eski başkent olduğunu öğrendik. Çok güzel bir camii var ve burada Cuma namazı bayramın coşkusuyla daha da heyecanla kılınıyordu. Çok sayıda Pakistanlı ve Hintli Müslüman’ın yanında, az sayıda yerli Müslüman vardı. Aradaki gelir dağılımı hemen hissediliyordu. Hintliler güzel ipeksi kalite kumaşlardan beyaz elbiseler giymişti. Yerli halktan güzel kıyafet giyen çok azdı. Lobetsa’ya gitmeden önce telefonla kurbanlıklarımızı ayırtmıştık. Botswana’da ilk defa Lobetsa’da Müslüman bir yerliden kurban alacaktık. İki inek için pazarlık yaptık. Pazarlık ettik. Bir fiyatta anlaştık. Ardından İsmail Kayondo ağabeyimizden yaklaşık 200 kg’lik boğalarımızın kesimini yapmasını rica ettik. Aşkla, heyecanla dolmuştuk; bayrama dair güzel olan ne varsa duygularımıza yansımıştı. İşimiz bitince hemen geri döndük. Zira Lobetsa, kaldığımız yere hemen hemen 150 km mesafedeydi. Müslüman nüfus çok dağınıktı ve bu bizim için en büyük problemdi.
Sırada Rasesa varRasesa bölgesi çok yoksul ve her şeye muhtaç bir yer. Cami imamı Miada Efendi çok çalışkan, herkesin sevgi ve saygı duyduğu bir şahsiyet. Burada gayri Müslimlerle yan yana yaşayan, 45 Müslüman haneye ulaştık. İlk kez bayramın birinci günü geldiğimiz Rasesa’da, halkın mutsuzluğunu yüzlerinden okumuştuk. Şimdi ise Cuma namazından sonra Rasesalı Müslüman delikanlılar kurban etlerini parçalarken, biz de İmam Miada Efendi ile halkın dertlerini dinliyor bir yandan da not alıyorduk. Bu anlamda ilk olarak hayvancılık konusunda kardeşlerimize destek olmaya karar verdik. Hayvancılığın başlatılıp geliştirilmesinin az da olsa ekonomik bir iyileştirme sağlayacağını düşünüyoruz. Parasızlık yüzünden üniversitede okuyamayan gençlere böylece maddi imkan doğabilecektir. Dünyanın her yerinde evlenemeyen gençler olduğu gibi burada da benzer sorunlar var; aslında sorunlar hep aynı. Bölge halkı bize “Bu ve benzer sorunların aşılması için İHH ile iş ve gönül birliği yapmak istiyoruz.” dediler. Sıra, kurban etlerinin buradaki dağıtımına gelmişti. Rasesa Camii avlusu artık bir bayram yeriydi. Çocukların Türk bayrakları ve İHH balonları ile yüzleri gülüyordu. Bu bayram gününde, bayramlaştığımız gençlere bayramlık yeni giysiler almak da bizlere nasip odu. Her yerde olduğu gibi Rasesa’da da vedalaşırken “Seneye belki biz gelemeyiz ancak Türkiye’den mutlaka İHH görevlileri gelecek ve bu birlik binasına her yıl yeni tuğlalar eklenecektir.” diyerek helalleştik. Rasesa, üniversite tahsili yapmak isteyen gençleriyle, can ağabeyleri İmam Miada efendinin “Bizleri unutmayın!” sözleriyle hafızamızda ve yüreğimizde derin izler bıraktı.
Ülkeye dairHer minarenin ucundaki ay yıldız, Botswana’da İslam dininin sembolü. Molepolole’deki Al-Hidayah Foundation kütüphanesinin logosunda da ay yıldız mevcut. Camideki halının secde yerinde de ay yıldız nakışı var. Bu açıdan bakacak olursak ayrı ayrı coğrafyalarda yaşasak da bizi biz yapan değerleri özetleyen en güzel şey, Botswana’da dağıttığımız ay yıldızlı Türk bayrakları oldu. Botswana’nın devlet okullarında müfredat gereği farklı inanışların yanı sıra İslam dini de öğretiliyor. Bir kaç yıl önce Müslüman olmuş bir gencin “Haklı olarak temizliğe çok önem veriliyor.” ifadesi bize “Temizlik imandandır.” hadis-i şerifini hatırlattı. Botswana’da camilerimiz ve Müslüman kardeşlerimiz hakikaten çok ama çok temiz. Elhamdülillah. “Kilise yok mu?”diye soracak olursanız, Botswana’da kiliseler var ama çok şükür içleri boş. Misyonerler her yerde var ama sömürmek için. Biz Botswana’ya varmadan önce Çad’da bir Fransız yardım örgütü, yaşları 03-14 arasında değişen 100’den fazla çocuğu Fransa’ya kaçırmak isterken yakalanmıştı. Bu haber Arap televizyonlarından tüm Afrika’ya duyurulmuştu. Bu çocukları bir beyaz olarak evlat edinmeyeceklerine göre organları için kaçırıyor olmalılardı. Bunu neden anlattık derseniz! İşte tam bu noktada Müslüman yardım kuruluşlarına olan sevgi ve güvenin arttığından bahsetmek lazım. Bu anlamda: “İHH’nın insani organizasyonlarının önemi ve değeri, Afrika kıtasında net anlaşılmıştır ve İHH’yı destekleyen kardeşlerimizin de hayırları kat kat makbule geçmiştir.” demek istiyoruz. Botswana göz alabildiğince düz bir ülke. Nüfusu 1 milyon 600 bin civarında ve maalesef nüfusunun %40’ı AIDS’li. Yıllarca İngilizlerin sömürüsünde kalmış, bu nedenle tarımın, hayvancılığın, kısaca yaşamın bitme noktasına geldiği bir Afrika ülkesi olan Botswana nüfusunun %10’u Müslüman, %50’si Hıristiyan ve % 40’ı diğer inanışlardan oluşuyor. Allah nasip etti, İHH gönüllüleri olarak biz veren el ile alan el arasında köprü olduk. Ayyıldızlı Afrika ülkesi Botswana’da 81 kurban kesip yardıma muhtaç insanlara dağıttık. Üç bölgede hayvancılığa destek çalışmalarını başlattık. Eğitim için Molepolole’de öğrencilere destek sağladık. Tarım ve su kuyusu projeleri için gerekli ön araştırmaları tamamladık. Francistown mülteci kampındaki 600 Müslüman’a gıda ve giysi yardımında bulunduk. On gün süren çalışmalarımızın ardından, İHH’ya vekaleten kurban bağışında bulunan hayırseverlere; bir balonla yüzü gülen Botswanalı Hünsa ve Fahriye’den, Refik ve Mustafa’dan kucak dolusu teşekkür ve selam getirdik. - Hüsna: “Seneye Kurban bayramına kaç gün kaldı anne...?” |
|
|