Makedonya'da bir Kurban Bayramı PDF Yazdır E-posta
Yazar Ergün Halis   
İHH tarafından bu yıl 15.si düzenlenen kurban organizasyonu vesilesi ile, ata yadigarı topraklardan birisi olan Makedonya’ya gitmek, kardeşlerle kucaklaşmak ve İslam kardeşliğini sözde değil bilfiil yaşamak, bu yıl çok şükür bizlere nasip oldu. Makedonya ve Balkanların ata yadigarı olduğunu biliyorduk fakat görmek ve yaşamak başka olacaktı.

Yabancı dil konusundaki eksikliğimiz, kafamızda bir soru işaretiydi ama bizi karşılayacakların içinde Türkçeyi bilenlerin olacağı söylendi. Bir saat on dakikalık uçak yolculuğundan sonra Üsküp (Skopje) Havaalanı’ndaydık. İşlemlerimizin akabinde bizi Merhamet ve Köprü derneklerinden arkadaşlar karşıladı. Türkçe biliyorlardı. Merhamet Derneği’ne vardığımızda dernek başkanı Adnan İsmaili bizi karşıladı. Kısa bir tanışma ve planlamadan sonra, işe, Köprü, Vizyon ve Merhamet derneklerini ziyaret ederek başladık ve gece konaklayacağımız otele geçtik.

Arife günü, partnerimiz Merhamet Derneği’nin başkanından, kurbanlarla ilgili hazırlıkların yapıldığını öğrendik. Bugün şehri tanıyacak, dernek ve vakıf yetkilileriyle tanışacak, onların çalışmaları ve talepleriyle ilgili bilgi alacaktık. Arife günü, Merhamet, Elita Çocuk Kulübü, İyilik Başağı, Ensar gibi dernekleri ziyaret ettik, şehri dolaştık.

makedonya (1).jpg

Osmanlı çarşısı, Osmanlı’yı temsil ediyor Makedonya topraklarında. Bu eserler; camileriyle, hanlarıyla “Burada İslam Medeniyeti hala devam ediyor ve edecek” diye haykırıyor kendilerini ziyaret eden herkese. İnsanlar Türkiye’den geldiğimizi öğrendiklerinde, bize daha candan davranıyor.

Ziyaretlerimizden geriye kalan önemli ayrıntılar

Makedonya’da ilk ziyaret ettiğimiz kişi Merhamet Derneği Başkanı Adnan İsmaili oluyor. Kendisine kurban ile ilgili yapılan çalışmaları soruyoruz. Bu yıl, birçok dernekle birlikte toplam 450 kurban keseceklerini, bu derneklerden 147 hisse ile İHH’nın ilk sırada yer aldığını ve bu yıl ilk defa Makedonya içinden 50 kurban bağışı geldiğini söylüyor. Üç yıldır şehit ailelerine canlı kurban dağıttıklarını ve bunun daha güzel bir ortam oluşturduğunu anlatıyor ve devamında, Türkiye’nin ve Türkiye’deki vakıfların, Osmanlı’nın izlerini taşıyan bu bölgeye sahip çıkmasının çok önemli olduğunu, özellikle eğitim konusunda oradaki öğrencilere Türkiye’de eğitim imkanı sağlanmasının Makedonya’nın geleceğinin inşasında önemli bir rol oynayacağını belirtiyor. Buna ilave olarak, Avrupalıların ve misyonerlerin bölge insanını öne çıkarmak adına; Hıristiyan unsurları, Rahibe Teresa’yı ve Osmanlı’ya karşı direnişin sembolü olan İskender’i ön plana çıkarmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Yani anlayacağınız, o topraklar için elimizi çabuk tutmalıyız.

Yeta (Hayat) Derneği başkanı ise 2001 yılında, savaştan hemen önce yapılan yardımların, Makedonya’daki Müslümanlar için hayati bir önem taşıdığını, o günlerde kendilerine, Türk halkından İHH kanalıyla çok önemli yardımların ulaştığını anlatıyor.

Elita Çocuk Kulübü’ne gittiğimizde, burada çocuklara bayram sevincini yaşatmak için özel olarak bir programın hazırlanmış olduğunu görüyoruz. Elita Başkanı Zeyd Bey: “Çocuklar hoş tutulmalı” diyor ve kurslarına katılan 170 öğrenciye Kur’an-ı Kerim ve bilgisayar eğitimi verdiklerini, burada çocuklar için yeni bir şeyler üretmeye çalıştıklarını söylüyor. Türkçe ve Arnavutça ilahi, marşlar ve dualar eşliğinde program tamamlanıyor ve daha sonra dışarıda çocuklar için hazırlanan kitap başta olmak üzere çeşitli hediyelerin dağıtımına geçiliyor. Biz de İHH’yı temsilen hediyeleşmeye katılarak, o mutluluğa ortak oluyoruz. Bu programla birlikte, çocuklar bayramın içinde kaybolmamış, hatta bayram mutluluğunda büyüklerden bir adım öne geçmiş oluyorlar.

İyilik Başağı Derneği’ni ziyaretimizde, bizi Ziya Abdiyu ve arkadaşları karşılıyor. İyilik Başağı Derneği, tüm insanlara yardım etmenin yanı sıra, yetimlerle ilgilenmeyi kendilerine dert edinmişler. Yetimlerin, ailelerin yanında kalarak yetiştirilmelerini amaçlıyorlar. Yetimlere, hayatlarına yol gösterecek Kur’an-ı Kerim ve dini bilgilerin yanı sıra; bilgisayar eğitimi, terzilik gibi meslek edinmelerine yönelik dersler de veriyorlar. Çeşitli partner kuruluşlarla beraber yürüttükleri yetimler projesinde, 16 yetimin bakımını da İHH üstlenmiş. İHH ile ilişkilerini sorduğumuzda ise, İHH’nın Kosova Savaşı sırasında yaptığı yardımlarla bölge halkına çok büyük fayda sağladığını anlatıyorlar. Savaş döneminde, BM’nin hemen akabinde bölgeye ilk olarak yardımları ileten kuruluşun İHH olduğunu hatırlatıyor.

Ensar Derneği Başkanı Süleyman Baki, ilahiyat tahsilini Türkiye’de yapmış. Şu anda, dernek başkanlığının yanı sıra, tarihi Murat Paşa Camii’nin vaizliğini de yürütüyor. Derneğe gittiğimizde, hemen hemen yönetimin tamamının orada olduğunu görüyoruz. Kendileriyle yaptığımız sıcacık sohbette, ihtiyaç sahiplerine yardımın yanı sıra, “eğitim” konusuna özel bir önem verdiklerini görüyoruz. Şu anda 105 öğrenciye burs veriyorlar ve öğrencilerin yetişmesiyle ilgileniyorlar. Ayrıca 80 öğrencilik yurt projesi hazırlamışlar.

Biz bayrama hazırdık

makedonya (3).jpg

Gün böylece geçmişti ve bir sonraki gün bayramdı. Biz bayrama hazırdık. Sabah saat 06:00’da Murat Paşa Camii’ndeydik. Yarım saat içinde cami doldu. Sabah namazını müteakip bayram mesajı, Süleyman Baki Hoca’nın vaazı, bayram namazı derken sıra bayramlaşmaya geldi. Dışarısı çok soğuktu, biz ailemizden uzaktık fakat ata yadigarı topraklarda Müslümanlarla beraber olmak, onlarla bayramlaşmak çok güzel bir duyguydu.

Bayramın üç günü de dopdolu geçti. İlk gün, kurban kesimine Studenişan köyünden başladık. Ve daha sonra bu köyün, Yugoslavya zamanında bile, Makedonya’nın değerlerine en çok bağlı kalan ve en çok hafız yetiştiren köyü olduğunu, bu güzelliklerin de yıllar önce Türkiye’den oraya gelen Ataullah Efendi’nin eseri olduğunu öğreniyoruz.

makedonya (2).jpg

Öğlen namazını müteakip canlı kurbanlıkların şehit ailelerine dağıtımına başladık. İlk Durağımız Haraçina köyü oldu. Burada, Üsküp merkezdeki tepeye dikilen 50 metrelik haça meydan okuyan 75’er metrelik iki minare karşılıyor bizi. Daha sonra şehitlerin evlerine gidiyoruz. Kapıya çıkanlar şehidin çocukları, kardeşleri veya babaları. Canlı kurban yardımlarını kabul eden ailelerin yüzlerinde, çekingenlikle karışık memnuniyet okunuyor ve kendilerine yardımda bulunanlara hayır duaları ediyor; Türkiye’deki Müslümanlara selamlarını sunuyorlar.

Akşam Ensar Derneği’nin kurban paylarının dağıtımına eşlik ediyoruz. Bayramın ikinci günü sabah ise, İyilik Başağı’nın vakıf binasındaki kurban payı dağıtımına katılıyoruz. İnsanlar dağıtım sırasında bizlere karşı çok sıcak davranıyorlar. Çocuklara, İHH logolu ve Türkiye bayraklı balonlar hediye ediyoruz. Büyükler de çocukları için alıyorlar. Bazıları özellikle Türk Bayrağı olan balonlardan istiyor. Orada yaşayan bazı Türklerle konuşuyoruz. Birçoğunun Türkiye’de yakınları var. Türkiye’ye ve akrabalarına karşı büyük bir özlem duyuyorlar. Bizlere Makedonya’da geçim şartlarının zorluğundan bahsediyorlar.

Öğlenden sonra Kumanova bölgesine geçiyoruz. Yolda bizi götüren Kemal İsmail, savaş yıllarını anlatıyor. Köylerin hemen hemen tamamı savaşı yaşamış. O günlerde Müslümanlara yapılan insani yardımları, Makedonlar “teröristlere yardım” diye yorumluyor ve zorluk çıkarıyorlarmış. Binaların çoğu tamir edilmekle beraber, bazı binalarda hala savaşın izlerini görmek mümkün. Kumanova’da gayet güzel bir havayla karşılanıyoruz. İnsanlar çok sıcakkanlı, Hacı Saad bizi oradaki şehitliğe götürüyor. Şehitlerin her birinin tek tek anısını anlatıyor. Arkadaşlarının tedavisinin önce yapılmasını isteyen ve beş dakika sonra şehadete eren komutandan, doğduğu gün Rabbi’ne kavuşan masuma kadar her birisinin dokunaklı bir hikayesi var.

Üçüncü gün Tetova (Kalkandelen) bölgesine gidiyoruz. Kurban dağıtımından sonra, 1495 yılında inşa edilen Alaca Camii’ni ziyaret ediyoruz. Caminin, çok farklı bir mimari yapısı var, her tarafı desen desen ve rengarenk boyalı. Buradan Bektaşi tekkesine geçiyoruz. Burası Balkanların en büyük Bektaşi tekkesiymiş ve mimarisindeki tarihi doku korunmuş. O gece elinde şarapnel parçaları kalmış bir gaziyle karşılaşıyoruz. Kendisi Türkiye’ye gelip tedavi olmak istiyor.

Dördüncü gün orada resmi daireler açık ve biz TİKA başkanı Ali Maskan’ı ve Çayır Belediye Başkanı İzzet Mecidi’yi ziyaret ediyoruz. İkisi de çok iyi insanlar. Ali Maskan, bu yıl öğrencilere ücretsiz ders kitabı dağıttıklarını ve imkanları ölçüsünde insanların dertlerine çare olmaya çalıştıklarını anlatıyor. İzzet Mecidi ise o bölgedeki tek Müslüman yöneticiymiş. Genç, dinamik, azimli ve ümit vadeden bir kişi. Yönetime geldikten kısa bir süre sonra, kadrosuyla birlikte, hemen faaliyete geçmiş. “Alt yapı projelerini bitirdik ve uygulamaya geçtik fakat zihnimizdeki projelerin tamamını yapmaya gücümüz yetmiyor.” diye yakınıyor. Daha sonra Üsküp kalesini ve Balkan Üniversitesi’ni ziyaret ediyoruz.

Gitmesek de görmesek de oralarda biz varız

Bir sonraki gün ise Kosova’yı geziyoruz. Priştina, Prizren kentleri bizim kentlerimiz, gezerken bunu daha iyi hissediyoruz. Gitmesek de görmesek de oralarda biz varız; camilerimiz, hamamlarımız, tarihi eserlerimiz var orada. Dedelerimiz, Sultan Murat orada, en önemlisi bizler gibi kardeşliği özleyen Müslüman kardeşlerimiz var o topraklarda. Orada da aynı sıcaklığı yaşıyoruz ve bir daha görüyoruz ki; dillerini anlasak da anlamasak da, gönüllerde İslam kardeşliği olunca, hayatımızda ilk defa karşılaştığımız insanlarla sanki yıllardır dost ve arkadaşız.

Makedonya’da; Merhamet, İyilik Başağı (Kalliri Miresissa), Vizyon M, Ensar, Hayat (Hayat), Kardeşlik (Vllaznıa), Köprü ve bizim ulaşamadığımız, her biri yardım ve sevgi pınarı olan derneklerle ve Adnan İsmaili, Hüsrev Emin, Süleyman Baki, Ziya Abdiyu, Tacettin Şabani, Mevludin Avdiu, Gafur Bey ve daha isimlerini bilemediğimiz nice kardeşlerle, ümmet ve kardeş olmanın güzelliklerini yaşadık.

Makedonya Foto Galerisi
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu