|
KOSOVA KURBAN 2007 İZLENİMLERİ |
|
|
|
|
Yazar İsmail Yılmaz
|
Kosova’da da en çarpıcı örneklerle, tüm güçleriyle Batı kültürünü bölgeye yerleştirmeye çalışan unsurlar ve bunlara karşı kendi kültürünü koruyup geliştirmek isteyen, bugüne kadar olduğu gibi İslam kalma çabasıyla mücadele eden, direnen bir Kosova gözlemledik.
Balkanlar benim için yeni bir bölge. Hep merak etmişimdir nasıldır diye, Balkanlar’dan aklımızda kalan, küçüklükten beri her kış ülkemizi etkisi altına alan soğuk hava dalgası. Bir de oradaki zulümden kaçan kardeşlerimizin ülkemize göç dalgaları. Güzel bir ekiple yola çıktığımızda karşılaşacağımız şeyler arasında yine soğuk hava dalgası olacağını biliyorduk ama böylesini tahmin etmek mümkün değildi. Hakikaten bizim ülkemize soğuk hava dalgası Balkanlar’dan geliyordu. Yol arkadaşlarımızdan Gökmen bu durumdan en çok etkilenen ekip arkadaşımdı. Gençti ama kanı donmuştu sanki. İkinci gün kaldığımız otelde üç battaniye ve kabanıyla uyumuş olmasına rağmen üşümüştü. Bir diğer ekip arkadaşımız, ağabeyimiz, “baloncu dede”miz Haluk Bey ise aksine soğuktan hiç etkilenmemiş gibiydi. Kendi söylemiyle, kendini üşümemeye şartlandırmıştı.
Ben işin aslını zamanla çözdüm diye düşünüyorum. Haluk Bey’in üşümemesinin nedeni kendini üşümemeye şartlandırması falan değildi. Kosova’da bizi karşılayan sıcak hava dalgasıydı üşümemesinin sırrı. Türkiye’den siz hayırsever kardeşlerimizin kurban vesilesi ile uzattığı sıcak eli kucaklayarak sıkıyordu Kosovalı kardeşlerimiz. Haluk Bey’i ısıtan, beni ise heyecanlandıran bu sıcak karşılamaydı. Siz yardımsever kardeşlerimize sıcak bir selam ile cevap veriyor ve tarihi bağlarımızın bizi kardeş yaptığını, dahası ayrılmaz bir parça olduğumuzu her konuşmamızda yineliyorlardı Kosovalı kardeşlerimiz.
Uçağımız Kosova’nın başkentine vardığında bizi kurban kampanyasında partner kuruluş olarak seçtiğimiz birkaç kuruluştan birinin gönüllülerinden arkadaşlarımız karşılıyorlardı. Kısaltılmış ismi AKEA olan bu kuruluşumuz, öğrenci arkadaşlarımızın çoğunlukta olduğu genç ve dinamik bir ekipten oluşmaktaydı. İlk akşam dernek merkezlerine yapmış olduğumuz kısa ziyarette heyecanla bize yaptıkları çalışmaları aktarıyorlar ve yapmak istedikleri projelerden bahsediyorlardı. Bu bayram belki mütevazı ama çarpıcı bir ilke imza attıklarını bize aktardılar. Bu çalışma, bayram sabahı Kosovalı çocuklara dağıtılmak üzere hazırladıkları çikolata ve oyuncaklardan oluşan hediye paketlerinden başka bir şey değildi. Yine bizim yapmak istediklerimizin onlara esin kaynağı olduğunu söylüyorlar ve kendi topraklarından hayırseverlerin kurbanlarını toplayıp fakir halka dağıtmak üzere kurban kampanyası başlattıklarını ve güzel sonuçlar aldıklarını bize aktarıyorlardı.
Bayramın ilk günü camide yer bulmak sorun oldu bizim için. Bayram namazı öncesi yetimlerden oluşan bir grup ilahiler ve Kur’an-ı Kerim tilavetinden oluşan nefis bir program yapıyorlardı camide. Sonrasında partnerimizin hazırladığı bayram hediye paketleri çocuklara dağıtıldı. Ve kurban kesim yerine doğru hareket ettik
Kosova’da seni en çok ne etkiledi diye sorulacak olsa sayabileceğim şeylerin başında belki de ilk sırasında köklerini bilen ve Batı emperyalizminin tüm güçleriyle misyonerlik çalışmalarını yürüttüğü bu ecdat yadigarı topraklarda, gençlerin İslam’a bağlılıkları ve Batı emperyalizminin gayretlerine karşı sürdürdükleri takdire şayan direniş diyebilirim. Öyle ki bugüne kadar gezdiğim ülkelerin kiminde varlık mücadelesi yürüten, kendi kültürlerini korumaya çalışan Müslümanları gözlemlerken İslam topraklarında bir kişi de olsa kandırıp etki alanlarını arttırmaya çalışan Hıristiyanları ve faaliyetlerini gözlemledim. Birinci günden itibaren Kosova’da da en çarpıcı örnekleriyle, tüm güçleriyle Batı kültürünü bölgeye yerleştirmeye çalışan unsurlar ve bunlara karşı kendi kültürünü koruyup geliştirmek isteyen, bugüne kadar olduğu gibi İslam kalma çabasıyla mücadele eden, direnen bir Kosova gözlemledim.
Önemli bir konuyu da burada vurgulamak gerekirse, İHH’nın ve tüm Türkiye halkının buralardaki kardeşlerimize omuz vermesi, bu kardeşlerimizin başarılı olmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.
Priştina’da kurbanlarımızın kesimini Kurban Bayramı’nın birinci günü gerçekleştirdik ve aynı gün akşam olmadan Prizren şehrine hareket ettik. İkinci günü buradaki diğer partner kuruluşumuz olan İyilik Başağı ile kesim ve dağıtım çalışmamız olacaktı. Prizren’de kendimi, İstanbul’un tarihi bir semtinde; Sultanahmet’te, Eyüp’te veya Üsküdar’da gibi hissettim. Osmanlı döneminde önemli bir merkez olan şehrPrizren, tarihi dokusunu çok güzel korumuş. Tüm merkezini bir saatte gezebileceğiniz Prizren’de 27 caminin aktif olarak hizmet verdiğini ve bu camilerin hemen tamamının ecdad yadigarı olduğunu söylersem ne demek istediğimi anlarsınız diye düşünüyorum. Tarihi eserler camilerle de sınırlı değil, hamamlar, köprüler bu tarihi dokuya güç katıyor.
Prizrenli kardeşlerimizin hemen tamamı Türkçe konuşuyorlar. Akşam yemeğinde misafir olduğumuz ailede arkadaşımızın annesi Türkçe konuştuklarını ve bunun kendileri için bir gurur kaynağı olduğunu söylüyor. Ailesinin Türkiye bağlarını bize heyecanla anlatıyordu teyzemiz. Burada şaşırtacak bir şekilde hemen herkes Türkiye’yi takip ediyor. Türkiye siyasetinden, ekonomisinden hatta futbol ligindeki maçlardan bile bahsediyorlar.
Üçüncü gün ekibimiz ikiye ayrılmak zorunda kaldı. Çünkü kurban vesilesi ile geldiğimiz Kosova’da İHH olarak yetimlerimizi unutmamıştık. Priştina’da, yani Kosova’nın başkentinde yetimlerimizi giydirmek ve onlara bayram harçlıklarını vermek istediğimizi söylediğimizde oradaki kardeşlerimiz bizim için bir program organize etmişlerdi. Emin Bey ve Haluk Bey oraya katılmak üzere Priştina’ya döndü. Gökmen kardeşim ve ben de Prizren’de kalmış ve kurban dağıtım çalışmalarını yürütmeye devam etmiştik. Tabii yetimlerle ilgili aynı çalışma Prizren şehrinde de İHH tarafından gerçekleştirilmişti. Emin Bey ve Haluk Bey’i Prizren’deki yetim programından Priştina’daki yetim programına uğurlarken Gökmen ve ben dağıtım yapacağımız ekip arkadaşlarımızla buluşuyorduk. Çok yoğun bir dağıtım programından sonra başarılı ve yorucu ama keyif veren bir kurban çalışmasını tamamlamış olmanın gururunu yaşıyorduk.
Dönmeden önce bir günlük vaktimiz vardı. Emin Bey’in teklifi bizleri memnun etti. Kısa ama çok keyifli bir günlük Makedonya ziyareti yapacaktık. Ecdad yadigarı Üsküp’e selamlama fırsatımız oldu. Selamladık ve oradaki kardeşlerimizle tanıştık. Yazımın başında, ekip arkadaşlarımızdan bahsederken Haluk Bey’le ilgili “baloncu dede” tabirini kullanmıştım. Haluk Bey Türkiye’de basın-yayın ve inşaat alanlarında şirketlere sahip bir iş adamı. Altmışlı yaşlarında bir delikanlı…
Kurban dağıtım zamanlarında herkese bir görev düşmüştü. Emin Bey dağıtıma bizzat katılıyor, Gökmen kardeşim fotoğraf çekmeye çalışıyordu. Gökmen kardeşimin yapması gereken bir diğer iş olan kamera ile görüntü alma işi ise zaman zaman bize düşüyordu. Haluk Bey ise bu zamanlarda İHH ve Türk bayraklı logolu balonlar ile Türk bayraklarını çocuklara dağıtıyordu. Kendini öylesine kaptırmıştı ki Emin Bey’le beraber onu izliyorduk, heyecanını ve çocuklarla oynayışını görünce, dilimizden “baloncu dede” lakabı çıkıverdi. Çoğu yetimlerden oluşan çocuklarla öyle keyifli iletişim kurmuştu ki eğlendiği her halinden belli oluyordu. Torunlarından ayrı geçirmiş olduğu bu bayramın kendisinin unutamayacağı bayramları arasına girdiğini söyleyebilirim. Gezi boyunca göstermiş olduğu hoşgörüsüne sığınarak ve bize kendisine bu lakabı takmış olmamızdan dolayı kızmadığını umarak kendisine teşekkür ediyorum. Gökmen kardeşim ve ekip şefimiz Emin Bey’in de Kosovalı kardeşlerimizle güzel bir bayram geçirdiğini biliyorum, çünkü ben bu çalışmadan bu duygularla döndüm. Biz ekip olarak çok güzel bir kurban kampanyasını gerçekleştirdik. Ekip olarak İHH’nın çalışmalarının sonuçlarını gözlemledik yeniden kardeşlik bağlarını güçlendirişini ve katkısını gördük. Özel konuşmalarımızda hep İHH’nın ve benzer kuruluşların çalışmalarının önemini konuştuk. Gökmen kardeşim bu çalışma ile İHH’yı tanımıştı. Kendi ifadesiyle, yeni bir ufuk, yeni bir bakış açısı ve çok önemli tecrübelerle Kosova’dan dönüyordu.
Giderken götürdüklerimizle oradaki kardeşlerimiz sevinmişti, siz duyarlı İHH gönüldaşlarının katkılarıyla. Umarım Kosova’dan getirdiklerimiz de sizi sevindirir. Kosovalı kardeşlerimizin “şum şum” (çok çok) selamlarını ve sevgilerini sizlere getirdik. Kabul ediniz lütfen... |