İstanbul’da uçağın rötarı nedeniyle yolculuğumuz bir saat gecikmeli
olarak Türkiye saatiyle 16:00 civarında başladı. Kazablanka’ya aktarmalı olarak
varışımız yerel saate göre 03:30’u bagajları alıp havaalanını terk etmemiz ise
05:00’i buldu. Dışarıda bizi İHH’nın bir önceki kurban programına katılan Dr.
Malik karşıladı. Daha önceden rezervasyon yapılan otelimize kısa bir süre
dinlenmek için yerleştik. Aynı günün sabahı Dr. Malik’le beraber, üzerimizde
bulunan parayı yerel para birimine çevirdik. Öğle saatlerinde Dakar’dan çıkarak
Kaolak’a doğru yola koyulduk. Kaolak kurban çalışması yapacağımız şehirdi. .
Dr.
Malik’in işyerinin de burada bulunmasından dolayı, ilk istişaremizi burada
yapıyoruz. Malik, bize üzerinde iyi çalışılmış bir program sunuyor.
Kurbanlıkların dağıtılacağı aileler, bizzat yerinde araştırılarak tespit edilmiş.
Adresler bilgisayara kaydedilerek önümüzdeki çalışmalar için bir arşiv alt
yapısı oluşturulmuş. Senepol’de Kurban Bayramı sadece bir gün olduğundan,
hayvanların bayramın ikinci gününden önce ailelere teslim edilmesine karar
veriyoruz
Senegal-Türkiye maçından sonra, Senegal’de “Türkiye” ismi ilk kez duyuldu
28 Aralık tarihinde, kurbanlıkların alımı için Kahane Köyü’ne gidiyoruz.
Burada Moritanya’dan getirilen kurbanlıklar için fiyat araştırması yapıyoruz. İlk
aldığım fiyatlar çok yüksek, at arabası kiralayarak iç kısımlara doğru yol
alıyoruz. Daha sonraki ulaştığımız yerlerdeki fiyatlar, öncekilerin neredeyse %40
daha altında. Hayvanların naklini çobanlar tutarak gerçekleştirdik. Ertesi gün
yani 29 Aralık Cuma günü sabah saatlerinde 75 aileye kurbanlık dağıtmak üzere
Pohan Köyü’ne geçtik. Bu köyde, civardaki beş köyden gelen ailelere, köy
meydanında yapılan ufak bir törenle, kurban dağıtımını gerçekleştirdik. Kaolak bölgesinin
Belediye Başkanı ve valisi de dağıtımda bizlere eşlik ettiler. Dağıtım sonrası köy
imamları Türkiye ve dünya Müslümanları için topluca dua ettiler. Burada
çocuklara ufak da olsa hediyeler dağıttık. Dağıtım esnasında izdiham oldu diyebilirim.
Bütün köy, aynı anda Türk ve İHH bayraklarıyla doldu. Senegal-Türkiye maçından
sonra, Türkiye ismini çoğu ilk kez duyuyordu. Arife günü diğer kurbanlıkları
dağıtmak için Dr. Malik’in iş yerinde bir platform oluşturuldu.
Yiyecek dilenen Kur’an kursu öğrencileri
Hükümet temsilcisi, vali, belediye başkanı ve şehrin dini adamlarının
davetimize icabet etmesiyle programa başladık. Hükümet temsilcisi,
cumhurbaşkanı adına İHH’ya ve Türkiye’ye teşekkürlerini sundu. Elhamdülillah dağıtım
programını burada bitirdik. Program bitiminden sonra, civardaki Kur’an
kurslarını ziyarete çıktık. İlk gittiğimiz Kur’an kursu bizi tamamen şok etti.
Çocukların kaldığı yer, kapısı penceresi olmayan, bırakın yatmayı,
oturulamayacak durumda olan bir mekandı. Burada yemekhane de yoktu. Yemeklerini
nerede yediklerini soruyoruz. Aldığımız cevap çok etkileyici: Çocuklar sabah ve
akşam, ellerine taslarını alarak ev ev dolaşıp yemek istiyorlar. Çevrede
gördüğümüz dilenen çocukların da bu öğrenciler olduğunu öğreniyoruz.
Bulundukları ortamda mahcup olmamaları için çekim yapmıyoruz. Kurs
ziyaretlerimize devam ediyoruz. Bayram nedeniyle öğrenci sayısı yok denecek
kadar az. İki medresede de yetkili olmadığından, buraların telefon numaralarını
alarak ayrılıyoruz.
İHH’nın misyonu ne?
Bayramın birinci günü kurban
kesimlerini görmek ve görüntü almak üzere otelimizden ayrılıyoruz. Bayram namazını
dağıtım yaptığımız Poham Köyü’nde kılıyoruz. Namazdan sonra bizler için
cemaatle toplu dua ediliyor. İkindi namazı sonrasına kadar köylüleri evlerinde
ziyaret ederek, onlarla bayramlaşıyoruz. Köyde gördüğümüz üç yetim için ve
bakıma muhtaç ihtiyar ve hasta bir amca için, köyde ikamet eden bir öğretmene
para emanet ediyoruz. Müslüman kardeşlerin selam ve dualarını alarak ayrılıyoruz.
Daha sonra bir medreseyi ziyaret ediyoruz. Amacımız hem hocayla görüşüp
bayramlaşmak, hem de medresenin durumunu öğrenmek. Burası 70 öğrencili bir
medrese, hiçbir resmi kurumdan yardım almıyorlar. Sistem aynı. Ev ev, sokak
sokak dolaşarak çocuklar yiyecek temin etmeye çalışıyorlar.
Hoca efendiyle kısa bir söyleşi gerçekleştiriyoruz. Üstad bizlere ders
yaptıkları yeri gösteriyor. Üç beş tahta tabure ve duvara çekilmiş siyah boyalı
bir yer, yazı tahtası vazifesini görüyor. Münferiden bu medreseye üç kurban
verip bulundukları durumun iyileştirebileceğine dair söz vererek ayrılmak için
müsaadelerini istiyoruz. İHH nezdinde Türkiyeli kardeşlerine dua ediyor. Selamlarını
iletilmek üzere alarak, buradan ayrılıyoruz. Bu ziyaretlerden sonra Dr.
Malik’le istişare yaparak kursların durumlarının acilen düzeltilmesi için elimizdeki
bütçeyi kurslara ayırmaya karar veriyoruz. Dr. Malik bu duruma şaşırdığını
söylüyor ve İHH’nın misyonunun ne olduğunu soruyor. İHH’nın sadece kurban
organizasyonu için bölgede olduğunu sanıyormuş. Kendisine, misyonumuzu ve diğer
coğrafyalarda gerçekleştirdiğimiz projeleri anlatıyoruz. Bize verilen Senegal ile
alakalı dosyada su sıkıntısının olmadığı yazılmış. Her ne kadar ziyaret edemesek
de Mayıs ayından Eylül ayına kadar olan zaman diliminde bazı bölgelerde su ve
yiyecek sıkıntısı çekildiğini öğreniyoruz. Özellikle bu aylarda (yaz mevsimi)
hastalıkların arttığını doktor ve ilaç sıkıntısında olduğunu Dr. Malik bizlere
bildiriyor. Anlatılan bu bölgelerde köylülerin geçim kaynakları mısır ve
yerfıstığı. Mihmandarımız Momar (Türkiye’de okuyan Senegalli kardeş) yapılan
hasadın ancak Ocak veya Şubat ayının sonuna kadar yetebildiğini söylüyor. Ne
yapabileceğini düşündüğümüzde, köylülere süt ineklerinin dağıtılabileceği
fikrini Dr. Malik’e sunuyoruz. Kendisi de veteriner hekim olan Dr. Malik çok
güzel ve faydalı olacağını söylüyor. Kendisinin, dağıtım yapılan köylüleri
hayvanların bakımı konusunda eğitebileceğini söylüyor. Maliyet olarak bir süt
ineğini takriben yaklaşık 300-400 dolara temin edebileceğimizi öğreniyoruz.
Senegal’de eğitimli kadınlara ihtiyaç var
Kaolack’da dikkatimizi çeken diğer bir husus kadın ve kızların normalin
üstünde rahat giyinme tarzları, yaşadıkları hayat standartlarının üstünde bir
görünümleri var. O kadar ki; bu durum ziyaret ettiğimiz imamların ailelerinde
bile görülmekte. Burada, İslami bilgileri öğretecek kadın eğitmenlerin
olmadığını, ilmihal konusunda eğitim ve eğitmen sıkıntısı olduğunu öğreniyoruz.
Bu yüzden, acilen kız çocukları için İslami bir eğitim sisteminin hayata geçirilmesi
gerek.
Bayramın ikinci günü başkent Dakar’a geçiyoruz. Vakit darlığından dolayı gidip
göremediğimiz Dakar, bulunduğumuz bölgelerden çok farklı, burada tam bir tezat
söz konusu. Şehir merkezi tamamen İslami kültürünü ve geleneklerini kaybetmiş
gençlerle dolu. Bir zamanlar köleliğin merkezi olan Dekar, bu özelliğinden
kurtulsa da maalesef kültürel yozlaşmanın bizce bugünkü merkezi olmuş durumda.
Dakar’ın varoşlarını görmek için yola çıkıyoruz. İlk olarak bu mahallelerdeki
bir Kur’an kursunu ziyaret ediyoruz. Kaolack’daki durumdan çok daha iyiler.
Çocuklardan bir kaçına Kur’an’ı Kerim okutuyoruz. Mükemmel! Yemeklerini
kendilerinin yaptıklarını söylüyorlar. Elhamdülillah. Dilenmiyorlar. Kurs
çıkışında ilk defa üç kızımızı tesettürlü olarak görüyoruz. Burada faaliyet
gösteren bir kursta okuduklarını söylüyorlar. Anlıyoruz ki, Dakar’da kızların
eğitim gördüğü yer var. Bu konuda tavsiyemiz, Senegalli kız çocuklarının bir
kaçının Türkiye’de yetiştirilerek eğitmen olarak Senegal’de çalışmalarına olanak
sağlamak.
Sömürünün merkezi Gore Adası…
Dakar’daki ikinci günümüzde Gore Adası’na gideceğiz. Ada, Afrika
kıtasının köle toplama ve transfer merkezi olduğu dönemde, Avrupa transfer
noktası olarak kullanılmış. Adayı görmek istiyoruz. Adaya gidiş, yolcu
vapuruyla gerçekleştiriliyor. Yerli turistlere 1500, yabancı turistlere 5000 CFA.
Tahminen 20-30 dakikalık bir yolculuğun ardından adaya ulaşıyoruz. İlk gözümüze
çarpan şey; taş bir binanın üzerinde duran toplar. Adaya indikten sonra ilk
olarak kölelerin Afrika’dan ayrılmadan önce en son tutuldukları bir binayı
ziyaret ediyoruz. Senegalli bir rehber, Fransızca olarak bilgilendirme
konuşması yapıyor. Bu esnada rehberliğimizi ve mihmandarlığımızı üstlenen Momar
kardeşimizin, rehberin anlatım tarz ve üslubundan dolayı, bir hayli üzüldüğünü
hissediyorum. Rehberin söylediklerini bize tercüme yapmak istemiyor. Burada
geçmişte yapılan insanlık ayıbını, rehberin esprilerle anlatması onu fazlasıyla
üzüyor. Bu olay üzerine biz de adada daha fazla kalmak istemiyor ve şehre geri
dönüyoruz. Bundan sonrasında Dr. Malik’le son değerlendirmeleri yaparak, gece çıkacağımız
dönüş yolculuğumuz için hazırlıklara başlıyoruz.
Senegal Foto Galerisi
|