Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.
Gönülden verdiklerinizi emanet olarak aldık ve tam 111 ülke ve bölgede yüz binlerce kardeşimize ulaştırdık.

Fedakârlık ve rızanın mükâfatı kurbanlarınızla yüzlerine tebessüm kondurduğumuz yetim ve muhtaç kardeşlerimiz adına teşekkür ederiz.

Mozambik'te kurban PDF Yazdır E-posta
Yazar Şaban Sözduyar   
Image17 Aralık 2007 sabahı Kayseri-İstanbul uçağı ile İstanbul’a hareket ettik. Tüm işlemlerimizi tamamlayarak akşam Türk Hava Yolları ile Güney Afrika Johannesburg’a, oradan Mozambik’in başkenti Maputo’ya ardından da Mozambik’in kuzeyindeki Quelemani’ye ulaşılacak ve bölgede de kurban programı yapılacaktı. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın çekim çalışmalarını yapmak üzere benimle beraber gelecek olan Muharrem kardeşimle vakıfta tanıştık. Aynen programımızdaki gibi yatsı namazından sonra hava alanına, oradan da sabah saatlerinde Johannesburg’a ulaştık. Aynı yerden de üç saat sonra Mozambik hava yoluyla Maputo’ya geçtik. Mozambik’in başkenti olan Maputo’da bir gece kaldık.

19 Aralık 2007 günü akşam saatlerinde kurban keseceğimiz Quelbmani şehrine ulaştık. Bizleri Bera kentinden bir medrese hocası, Abdülkerim ve medrese talebesi Süleyman karşıladı. Güney Afrika’da okuyan Kazım kardeşimiz de otelde bize katıldı. Geceyi barakadan yapılmış bir otelde geçirdik. Sabah ve bayram namazı için bizi şehrin en büyük camisine götürdüler. Namaz sonrası bayramlaşmanın ardından biraz çekim yapıldı. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra bir gün önce anlaştığımız çiftliğe gittik. Saat 10:00 gibi kurban kesimlerine başladık. Tekbirler eşliğinde ilk kurbanımızı kestik ve hemen parçalanan kurbanları orada tanıştığımız Kur-an kursu hocası Hasan’ın pikap tarzı arabasıyla dağıtımına başladık.

Mozambik'te kurbanMozambik yapısal olarak büyük tarım arazileri olan, verimli topraklara sahip bir ülke. Muson ikliminden dolayı pek çok tropikal meyvenin yetiştiği ve pirinç tarlalarının oldukça fazla olduğu bir ülke olan Mozambik, yıllar süren sömürgeciliğin ardından özgürlüğüne kavuşsa da, köşe başları ülkenin yerlisi olmayan sömürgeci veya başka sebeple Mozambik’e gelen insanlar tarafından tutulmuş durumda. Burası halkın, adeta köle gibi çalıştırıldığı bir ülke. Büyük toprak ağaları, 50 ila 150 kişilik küçük köy benzeri yerleşim yerleri oluşturmuş. Bu insanlar ağanın toprağında hem tarım işçisi olarak çalışıyor ve oradan geçimini sağlıyor, hem de orada yaşıyor. Hiç birisi ne sosyal güvenceye, ne de düzenli maaşa sahip. Ülkede Müslümanlar tarafından yapılan kırsal kesimdeki tek betonarme yapı durumundaki mescitlerin etrafında da yerleşim yerleri oluşturulmuş.

ImageBiz de Hasan ve Abdülkerim’in rehberliğinde kurbanlarımızı dağıtmak üzere 50 civarında mescide ziyarette bulunduk ve kurbanlarımızı oradaki kardeşlerimize dağıttık, onlarla bayramlaştık, kucaklaştık, sohbetler ettik. Çocuklarımıza şekerler, balonlar, bayraklar dağıttık. O çocukların küçücük bir balon karşılığı bizimle mutluluklarını paylaşmaları dünyalara değişilmez herhalde. Çok duygulu anlar yaşandı. Bizleri ilahilerle karşılayanlar, özel kıyafetleriyle yaptıkları danslar eşliğinde yolcu edenler… Kardeşlerini yanlarında görmenin verdiği heyecanla gözlerine vuran ışıltı bizlere tarifi mümkün olmayan duygular yaşatıyor. İnsanların yaşadığı yerler, ne 100 m2 ‘lik bir ev, ne de bir gecekondu; sadece 15-20 m2’lik tahta direkli, çatı ve yan kaplamaları ottan yapılmış, mutfağı sadece birkaç kaptan oluşan, banyoyu nerde yaptıklarını dahi tasavvur edemediğimiz, tahtadan döşekleriyle normal bir insanın zor yaşayabileceği şartlara sahip mekanlar.

Mozambik, merkezde bir kaç okulun bulunduğu, kırsalda ise okulun ne demek olduğu bile bilmeyen, parayı ilk defa sadaka dağıtırken gören ve dokunup ne olduğunu anlamaya çalışan insanların var olduğu, köleliğin adeta içlerine işlediği insanlarla dolu, sağlığın ölüm ile yaşam arasındaki dar çizgide bulunduğu bir ülke. Hastalık insanlara ya ölüm getiriyor ya da insanlar hastalığa karşı bünyelerinin oluşturduğu dirençle bir daha o hastalığı yaşamıyorlar. Ottan yapılma evlerde çeşmeden su akmıyor, onlara göre belki hemen yanı başlarındaki bize göre ise üç saat uzaktaki kuyudan taşıma su ile hayat buluyorlar. Kerpiçten yapılmış evler onlara sanki villada oturuyorlarmış gibi hissettiriyor. Bu insanlar ne yazık ki bir haftalık sigara masrafıyla bir ay geçiniyorlar. Yüce adalete bütün bunların hesabını nasıl vericeğiz bilemiyorum. Bu insanlar Allah’a öylesine teslim olmuşlar ki, yaşadıkları hayatın her anı, her dakikası için Allah’a şükrediyorlar. Ezan okunduğu zaman vakit geçirmeden mescitlere koşuyorlar, cemaat kavramı çok ilerlemiş durumda. Halkın yaklaşık %50’den fazlası Müslüman, neyse ki kalabalık içinde Müslüman olanları ayırmak çok kolay, Allah’a şükürler olsun.

Bayramın birinci ve ikinci günleri geç saatlere kadar kurban dağıtımı yapıldı. 50’ye yakın mescitte ortalama 100’er Müslüman’a ulaşıldı. Bayramın üçüncü ve dördüncü günleri kurban dağıtımından sonra sadaka dağıtımı için medreselere, yetim okullarına, Kur’an kurslarına ziyaretlerde bulunduk. Kurban dağıtımı yaptığımız mescitlerden bir kısmını sadaka dağıtımı için de ziyaret ettik. Evde yatalak haldeki iki yaşlı kadının ihtiyaçlarının giderilmesi için yardımlarda bulunduk. Allah’a binlerce şükür olsun ki, Türkiye’deki Müslüman kardeşlerimizin emanetlerini inşallah eksiksiz bir şekilde tamamladık. İHH İnsani Yardım Vakfı’ndan, çalışanlarından, gönüllülerinden, yardımda bulunan tüm ümmetten Allah razı olsun. Belki ömrümüz boyunca tadamayacağımız lezzetler, güzelliklerle karşılaştık. Ailemizle geçirdiğimiz bayramlarda yaşamadığım muhabbet ve mutlulukları bir arada yaşadık. Rabbim bütün dünya Müslümanlarını ümmet bilincinde tek bir çatı altında toplamayı Allah’ın ipine sarılmayı nasip etsin. Hepimiz Allah’a emanet olalım. Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi bütün Müslümanların üzerine olsun.
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu