27 Aralık tarihinde, Mali’ye ulaştığımızda, bizi havaalanında, Aislam
Derneği Müdürü ve Yüksek İslam Konsey üyesi Abdulaziz Yatabari ve Dambe FM
radyosunun müdürü Muhammed Bey karşıladı. Sağ olsunlar, kendileri giriş
işlemlerinin kolaylaşmasını sağladılar. Şehre girince, öncelikle dinlenmemiz
için bizi otelimize yerleştirdiler. Daha sonra, etrafı görmeye için dışarı
çıkıp, otelin yakınındaki bir camiye gittik. Öğle namazını kıldık. Camide, Cezayir, 1971 baskılı sadece tek bir Kur’an’ın
olduğunu gördük. Yıllarca kullanılmaktan yıpranmış. Kur’an’ın yanında
“Delilülhayrat” adlı bir de dua kitabı vardı. (Mali’de okunan Kur’an-ı Kerim
Verş kıraatı ve Mağrip hattı ile yazılmıştır) Camiden çıkınca, Emniyet
müdürlüğüne gidip vizelerimizi, pasaportumuzu ve iki adet vesikalık resmimizi
verdik. Bir sonraki gün, bize bir haftalık ikamet izni verecekler.
Cumartesi günü sabah, pazara çıkıp kurban fiyatlarına baktık. Küçük baş
hayvanın fiyatı 80-90 dolar, büyükbaş
hayvanın ise en düşüğü 250 dolar civarında. Öğleden sonra Dambe FM müdürü Muhammed
Bey ile Aislam Derneği’ne bağlı Dambe FM radyosunu ziyaret ettik. Daha sonra aynı
derneğe bağlı camiye gittik. Caminin boş olan misafirhanesinin teşrifatını
yaptırdık. Misafirhanede şu anda üç kişi rahatlıkla kalabilir. Oteldeki ikinci
geceden sonra, misafirhaneye geçtik.
Akşam namazından önce İHH adına, Yettabari Hoca tarafından ayarlanan
kurbanlıkları gördük ve alımını onayladık. Türkiye’den gönderilen havale
geciktiğinden dolayı 210 hisse bedeli olan kurbanların parasını, biz elden
ödedik. Akşam mescide döndük ve geçen seneki İHH organizasyonunda İzzet Bey’in
tanıştığı İngilizce öğretmeni Hamma Maina Bey’le tanıştık. Böylece, artık bir
de rehberimiz olmuştu. Rehberimiz önderliğinde gezimize devam ettik.
Bir okul ziyareti
28 Aralık tarihinde, Aislam Derneği’nin misafirhanesine taşındık. Sonra
derneğin okulunu gezdik. Okulda; ilk, orta ve lise sınıflarının yanı sıra bir
de meslek lisesi var. İlk ve orta öğretimde din derslerinin yanı sıra, pozitif
bilim dersler de veriliyor. Daha sonra öğrenci seçimini yapıp ya normal liseye
devam ediyor ya da meslek lisesinde inşaat, elektrik, sekreterlik, bilgisayar,
muhasebe, dikiş (kız öğrencileri için) gibi dersleri görüyor. Bilgisayar dersi,
tükenmiş eski Pentium1 PC’lerle yapılıyor. Ancak okul idaresi, ikinci el de
olsa yeni bilgisayarlar almak için piyasa araştırmasını yapmış ve bir liste
hazırlamış. Gördüğüm kadarıyla, burada bilgisayar fiyatları, Türkiye’dekinin
iki katı kadar. Daha sonra, okulun muayenehanesine baktık. Acil yardım, muayene
odası ve eczanesi var ancak eczanedeki ilaçların birçoğunun son kullanma tarihi
geçmiş. Muayenehaneden bütün öğrenciler, öğretmenler ve aileleri,
mahalledekiler de istifade edebiliyor. Meslek okulunun atölyelerinde, tezgah,
masa ve elektrik tesisatı hazır ancak cihaz ve araç-gerece ihtiyaç var. Okulun
ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda idare elinden geldiğince çaba sarf ediyor.
Örneğin, müdür Abdulaziz Yatabari geçen sene Gine’ye gitmiş ve biyoloji
uygulamalı dersinde kullanılmak üzere bir hastaneden 5 tane kullanılmış
mikroskop almış.
Ziyaret esnasında, okul
öğretmenleri ile de sohbet ettik. Çoğu Arap ülkelerinin birinde üniversite
bitirmiş. Lise son sınıf öğrencilerine, bir profesör tarafından, arşiv ve el
yazmaları konusunda haftalık seminerler veriliyor.
Okuldaki gezimize devam ediyoruz. Şimdi kız meslek sınıfındayız. Orada,
öğrenciler tarafından, düz dikiş makineler ile dikilen elbiseleri gördük.
Oldukça güzel şeylerdi. Daha sonra müdürün odasına geçtik. Okul hakkında
ayrıntılı bilgi alırken, öğrendiğimize göre, okula devlet tarafından yardım
edilmediği için, öğrencilerden harç alınıyormuş. Fakat bunun yanı sıra, okulda,
fakir ve yetim öğrenciler, ücretsiz eğitim görüyorlarmış. Bir de bizden, yetim
çocuklara yardım etmemizi rica etti. Biz de elimizden geleni yaptık.
Daha sonra milletvekili Mustafa Sanogo, bizi ziyarete geldi. Akşam Sosyal
Kalkınma Bakanı Cibril Tangara ile görüşmemizi sağladı. Aynı akşam, iş adamı Ahmet Baba Konati’yi ziyaret ettik
ve kendisi bize ikramlarda bulundu. Günü, Mali Yüksek İslam Konseyi Başkanı Çerno Hadi Ebubekir ile görüşerek
tamamladık.
Cami, şehirdeki hayatın merkezi
29 Aralık günü, bayram hazırlıklarımızı tamamladık. Şehirde temiz bir
lokanta aradık. Fakat öğrendiğimize göre, yabancılara hizmet veren lokantalar
temiz fakat içkili imiş. Diğerleri ise içkisiz fakat temiz değilmiş. Gerçekten
de öyle olduğunu müşahede ettik ve bu durum bizi üzdü. Daha sonra, şehirdeki
camileri gezdik. Camilerin durumu çok kötü ama yine de tıka basa dolu. Doğru
dürüst Kur’an okuyabilen imam yok. Okunan ezan ve namaz sureleri anlaşılamıyor.
İslam kültürü hakkında pek bir şey bilmiyorlar. Maliki, selefi, sufi… Hepsi
birarada. Merkezde bir camiye girdik. Oradaki bir adamla tokalaşacakken, birden
önümüzde eğildiğini gördük ve bu duruma oldukça şaşırdık. Camilerde tuvalet ve
su sıkıntısı var. Bütün bunlara rağmen cami, şehirdeki hayat merkezi.
Sokaklar ise hayatın her şeyi; yemek sokakta, berber sokakta, tuvalet
sokakta... Kadınlar pazara hakimler fakat ne yazık ki tesettür onlar üzerinde
hakim değil. Kadın-erkek ilişkileri oldukça rahat fakat laubali değiller.
Ve bayram…
Bayram namazında cami, kadınıyla erkeğiyle tıklım tıklım. Hutbe çok uzun
fakat anlamadığımız halde bizlere bile heyecan veriyor… Namazı kıldıktan sonra,
Aislam Derneği’nin kurban kesim merkezine intikal ettik. Kurbanları kesip,
oradan hızla diğer kesim yerlerine gittik. Bir kısmının kesimine yetiştik, bir
kısmının ise dağıtımına…
Öğleden sonra şehrin bayram atmosferini görmek için dolaşmaya çıktık.
Yakın bir mahallede “Hilal” isimli bir okula girdik. Burada, eğitimden sorumlu
Selim Drame ile sohbet ettik. Mali’de eğitim müfredatının bakanlıkça
birleştirildiğini söyledi. Ders kitapları, Eğitim Bakanlığı’ndan alınıp,
öğrencilere dağıtılıyormuş ve senenin sonunda tekrar toplanıyormuş.
Medreselerde, dersler genellikle Arapça
ve Fransızca veriliyor ve İngilizce verildiği de oluyor. Ama ilginçtir, yerli
dilde eğitim yok. Drame’nin anlattığı eğitimle alakalı genel sorunlar yine
aynı; yeterli araç ve gerecin olmaması. Ayrıca Drame, pedagojik formasyonunun
da yapılamadığını belirtiyor.
Hilal okulundan sonra Grand Mosquée Camii’ne gittik. İmam ve naibi ile
tanıştık. Bu kişiler, ülkedeki cami ve cami görevlilerinin prototipini
oluşturdular zihinlerimizde. İmam, naibi ve müezzin hiç bir yerden maaş almıyor.
Ancak halktan, nikah veya cenaze törenlerinde çok cüzi bir miktar para alınıyor.
Tanıdık yüzler
31 Aralık sabahında, “Horizone College” adlı Türk okuluna gittik. Orada
kurban kesimleri devam ediyordu. Okulun müdürü Salih Bey ve arkadaşları ailece okulun
lojmanında kalıyorlar. Bu kişilerle, gelecek yıllarda kurban programını beraber
organize etmemiz noktasında görüş birliğine vardık. Çünkü böylece, ortak
adreslerin tespit edilip, daha az paraya daha çok kurban alınıp, daha çok
insana ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu okulda, oldukça yüksek kalitede eğitim
veriliyor. Ayrıca, bu okulda gelecek vadeden, yüksek kapasiteli öğrencilere
eğitim sunuluyor. Eğitim, aynı anda üç dille (Türkçe, Fransızca ve İngilizce) yapılıyor.
Buradan, ileride Türkçe bilen Malililerin çoğalacağı sonucuna ulaşıyoruz. Bu
okulda bir öğrencinin eğitimi için gerekli olan tutar yaklaşık 1000 dolar.
Okul ziyaretimizi tamamladıktan sonra, değerli işadamı Ahmed Baba bizi
evine davet etti. İkramda bulundu ve sohbet ettik.
Bakir ve herkese açık bir alan
Ahmed Baba’nın evinden, dün gittiğimiz Grand Mosquée Camii’ne tekrar
gittik. İmamdan, gitmek istediğimiz tekkenin adresini alıp, tekkeyi ziyaret
ettik. Ticanî tarikatının bir kolu olan Hamevi tarikat şeyhinin kendisi
seyahate çıktığından, onun vekili olan oğlu Şerif Ahmed bin Ahmed ile görüştük.
Genç hoca, bize dini eğitimini İran’da aldığını ve babası Sünni-Maliki olmasına
rağmen, kendisinin Şii olduğunu söyledi. Şerif Ahmed, Müslümanların birliğine vurgu
yaparak, diğer mezhep ve meşreplere mensup olanlarla iyi anlaştığını ve Rafizi
olmadığını ifade etti. Ayrıca Şeyh, babasını övdükten sonra Batınilik
doktrinini anlatarak, normalde Müslümanlara haram olan şeylerin kendilerine
helal olabileceğine değindi. Bundan çıkardığımız sonuç şu ki; Afrika ve
özellikle Mali, sahasındaki
özgürlüklerden dolayı bakir ve herkese açık bir alan.
Bayramı kutladığımız günün akşamında, yılbaşı kutlamalarına şahit olduk.
Yılbaşını kalabalık bir kitle, sabaha kadar, düzenlenen bazı eğlenceler
eşliğinde kutladı.
“Kardeş” değil; “Arkadaş”
Bugün 1 Ocak… Şehrin merkezini, İngilizce öğretmeni Hamma Maina ile
gezdik. Yılbaşı münasebetiyle kepenklerin çoğu kapalı. Fakat sokaklar hala kıpır
kıpır. Tabiplik ve büyüde kullanılan birtakım hayvan derisi, eti, kemiği ve tüyü
tezgahlarda satılıyor. Bu ilginç hali, görüntülemek istedik. Fakat bunun
karşılığında, para talep edilince vazgeçtik. Mali halkı genelde beyaz tenli
insan görünce, eğer üzerinde de entari varsa, onunla Arapça konuşmaya çalışıyor,
eğer üzerinde gömlek ve pantolon varsa, onu gayrimüslim sanıp Fransızca
konuşuyor. Sokaktaki bir çocuğa “Yerli dilinizde “kardeş” kelimesi nedir?” diye
sorduk. Çocuk bize, “kardeş” yerine, “arkadaş” kelimesinin anlamını söyledi.
Daha sonra öğrendik ki, bu çocuk bizi kardeş değil, arkadaş olarak gördüğünden,
bu kelimeyi söylemiş.
Altın üretilen ülkenin insanları aç!
Öğleden sonra Yatabari, bizi fahri Türk konsolosunun ofisine götürdü ve
burada bize ülkenin ekonomik durumunu anlattılar. Mali, altın üretiminde
dünyanın üçüncü ülkesi. Fakat altın üreten bu ülkede insanlar aç! Fahri Türk
konsolosu, Türkiye’nin altın üretiminde ve ayrıca gıda, inşaat ve tekstil gibi
diğer alanlarda Mali’yle ortak çalışabileceğini vurguladı.
Bugün Mali ziyaretimizin son günü. Bu son günde, İHH’nın kurban programında
partner kurum olan Aislam Derneği Başkanı Abdulaziz Yatebari ile programın
masraflarını hesapladık. Gerekli belgeleri aldık ve bu şekilde programımız sona
erdi. Mali’den, Türkiye’ye dönerken, aklımızda, “kardeş”, “arkadaş”, “açlık”,
“altın” gibi kelimeler dönüp duruyordu.
Mali Foto Galerisi
|