Kongo'da bir Kurban Bayramı PDF Yazdır E-posta
Yazar Mustafa Emin Büyükcoşkun   
Bayram hutbesinde İHH’ya teşekkür mesajı

kongo.jpgYorucu uçuşların, uzun havaalanı bekleyişlerinin ve meşakkatli aktarmaların ardından nihayet Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’ya indiğimizde, Afrika’nın klasik çöl imajının aksine yemyeşil bir doğa karşılıyor bizi. Burada Islamic Communaute Congo’dan, Doktor Musa Mawraw karşılıyor bizleri. Uzun yolculuğumuz neticesinde, Kinşasa’ya ancak öğle vaktinde inebiliyoruz ve maalesef Kongo imamının şehrin stadyumunda kıldırdığı toplu bayram namazını, Türkiye’den ve İHH’dan sitayişle bahseden anlamlı hutbesini kaçırdığımızı öğreniyoruz. Akşam bölgesel televizyonda seyrettiğimiz, imamın anlamlı bayram hutbesi bizleri çok duygulandırıyor. Devletin bize tahsis ettiği resmi plakalı jipimizle, hemen faaliyete başlıyoruz.

İlk durağımız Türkiye Büyükelçiliği oluyor. Ekselansları Ali Engin Oba’nın davetlisi olarak, Kurban Bayramı resepsiyonuna katılıyor ve burada görevli olarak bulunan Türklerle bayramlaşıyoruz. Büyükelçimiz, Kongo’daki Müslüman cemaatle yakından ilgileniyor ve sorunlarının çözümü için önemli bir çaba gösteriyor. Kasım ayında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği Afrikalı Dini Liderler Buluşması’nın organizasyonuna da büyük katkı sağlayan Ali Engin Oba, Türkiye’nin Avrupa ve Amerika ile olan öncelikli ilişkileri dolayısıyla, Afrika’nın geri planda kaldığını ve burada yapılacak çalışmalar için geç kalınmasından kaygı duyduğunu belirtiyor. Gerçekten de Kongo’daki faaliyetlerimiz esnasında edindiğimiz gözlemlerimizde, eğitim ve sağlık sisteminin neredeyse tamamen misyoner teşkilatların yahut yabancı yardım kuruluşlarının tekelinde olduğunu görüyoruz. Ülkenin doğal zenginlikleri için de aynı durum söz konusu. Afrika ülkeleri bağımsızlıklarını kazanmış olsalar da, buralarda sömürgecilik gayri resmi bir şekilde devam ediyor.

Onurlu ve mağrur Müslümanlara kurban hediyesi

Yolculuğumuzun ikinci gününde sabah erkenden kurbanlık alımı için yola çıkıyoruz. Kinşasa’nın kenar mahallelerinden birinde bulunan mezbaha ve hayvan pazarına gidiyoruz. Enteresan bir şekilde yılbaşı vesilesiyle Hıristiyanların da kurban kestiklerini öğreniyoruz. Türkiyeli Müslümanların bağışlarıyla satın aldığımız kurbanları, Kinşasa’nın bir diğer bölgesindeki kesim yerimize naklederken, mezbahadaki pislik ve sefaletin şehrin tamamına hakim olduğunu görüyoruz. Ne var ki insanların bu manzaraya karşı kayıtsız tavırları, bize göre yaşanılmaz gelen pislik ve sefaletin farklı kültürler arasında izafi bir şekilde değişebildiğini gösteriyor. Kongolular, bu sefalet içinde her gün makyajlarını yapıp, pırıl pırıl kıyafetlerini giyerek, gayet şık bir şekilde günlük yaşantılarını sürdürebiliyorlar. Medeniyet algısının coğrafyalara göre değişen bu yansıması, hafızalarımıza ilginç bir anekdot olarak kazınıyor.

Kesim alanına pankartlarımızı asıyor, kasaplara yeleklerimizi giydiriyor ve Hz. İbrahim’den yüzyıllar sonra, bir Kurban’ı dünyanın diğer bir ucundaki Müslüman kardeşlerimizle idrak etmek üzere, Türkiyeli Müslümanların bağışlamış oldukları kurbanlıklarımızın kesimini gerçekleştiriyoruz. Öğle sıcağı altında gerçekleşen kesim işlemi, yorucu ve bunaltıcı olsa da, bu hayırlı faaliyetin verdiği güçle ikindi vaktine doğru, taksimleri tamamlanan kurban etlerinin dağıtımına başlıyoruz. Şehrin Müslüman mahallelerinde, yetimhanelerde, kadın sağlığı merkezlerinde ve Kinşasa’nın civar köylerinde yaptığımız dağıtımlarda, Kongolu Müslümanların onurlu ve mağrur tavırları bizleri duygulandırıyor. Her şeye rağmen dimdik ayakta kalabilmeyi başaran kardeşlerimiz, Türkiyeli Müslümanlardan getirdiğimiz selama mukabele ederken, gözlerinden bayram sevinci ve kardeşlik coşkusu eksik olmuyor.

Yapay sınırın ardında Kongo Cumhuriyeti

Bayramın son günü dağıtımlarımızı nihayete erdirdikten sonra, Belçika sömürgesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden, Fransız sömürgesi olan Kongo Cumhuriyeti’ne geçmek üzere Kinşasa limanına hareket ediyoruz. Emperyalist sömürgecilerin oluşturdukları yapay sınırlarla ayrılan iki Kongo arasında sadece Kongo Nehri bulunuyor. Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Brazaville’e, Kinşasa’ya nazaran daha fazla intizam hakim. Buradaki toplu taşıma araçları Kinşasa’daki gibi hurda değil. Fakat duvarlarda, yakın bir zamanda sona eren iç savaşın açtığı kurşun deliklerini görmek mümkün. Kongo Cumhuriyeti’ndeki Müslümanların sayısı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne nazaran oldukça az. Üstelik buradaki Müslümanların hükümet nezdinde bir akreditasyonları da mevcut değil. Gelir kaynakları kısıtlı olan Müslüman cemaati, dünya Müslümanlarının yardımlarını bekliyor.

Paylaşmanın ve kardeşliğin ikliminde, kurban heyecanıyla su gibi akıp geçen yolculuğumuz sona eriyor. Kongolu kardeşlerimizle vedalaşırken, ayrılığımızın uzun sürmemesi temennileri, ümmet bilincimizi bir kere daha hatırlatıyor bizlere. Gidişimizin en kısa sürede, dönüşe dönmesi niyetiyle uçağımıza binerken; geride bıraktığımız yoksul, sefil ama gururlu ve onurlu insanlar, hafızalarımızda kalıcı bir tabloya, yüreklerimizde unutulmayacak birer muhabbete dönüşüyorlar…

Kongo Foto Galerisi
 
< Önceki   Sonraki >
Kurban hatıraları
Kurban kataloğu