 Madagaskar, kara tenli, kömür gözlü yetimlerin yaşadığı bir Afrika ülkesi. Çoğumuzun adını bildiği ama nerede olduğunu bilmediği bu uzak ülkede fakir ve yardıma muhtaç binlerce Müslüman bu yıl, Türkiye’den gönderilen kurbanlarla mutlu bir bayram geçirdi. Kurban etlerinin dağıtımı sırasında tam bir duygu seli yaşandı. Onlar mutlu oldukça biz ağladık ve ağladıkça da mutlu olduk.
VarışAfrika’nın doğusunda, Hint Okyanusu’nun hemen yanında yer alan Madagaskar, Türkiye’de pek çok kişinin ismini bildiği ama harita üzerinde nerede olduğunu bile bilmediği bir ülke… Dünyanın en büyük dördüncü adası üzerinde kurulu olan bu ülke ile ilgili bizim de bildiğimiz şeyler çok sınırlıydı. Bildiklerimizin en başında ise, burada da aç ve yardıma muhtaç binlerce insanın olduğu gerçeği geliyordu. Ve buna asla kayıtsız kalmamamız gerektiği bilinci… İstanbul’dan Madagaskar’a doğru uçarken içimizde kutlu bir görevi yerine getirmenin mutluluğu ve heyecanı vardı. İki ayrı aktarma yaparak 15 saatlik meşakkatli bir yolculuğun ardından nihayet Madagaskar’dayız. Bu yoksullar ülkesinde ayağımızı toprağa bastığımız ilk yer başkent Antananarivo’ydu. Afrika’ya, sıcağın ve sefaletin kıtasına geldiğimizi buraya ayak bastığımız ilk andan itibaren hissettik. İstanbul’da hava sıcaklığı 10 dereceydi, burada ise 35 derece. Ve dahası farklı bir yarım kürede olduğumuz için de mevsim Türkiye’nin aksine yazdı. Vücudum bu değişikliğe elbette anında tepki verdi. Şaşkın ve meraklı bakışlarla havalimanında gözüme takılanları incelediğim sırada, partner kuruluş LDUIM’nin mütevazı ve çalışkan başkanı Harun Musa bizi havaalanında karşılayıp, sıcak bir şekilde kucaklıyor. İHH’nın Madagaskar’daki kuruma bağışladığı eski ama dayanıklı, Peugeot marka araca çantalarımızı yükleyip yedi saatlik Toumasina yoluna çıkmadan evvel başkentte kötü bir yemek yeme tecrübesi geçiriyorum. İlk olarak ağız tadımıza uygun olmayan çorba-yemek karışımı bir şeyi deniyorum. Bir de yanında içecek olarak yerli bir meyvenin suyunu deneme gafletinde bulununca, Madagaskar’da bilmediğim gıdaları tüketmemem gerektiği dersini erkenden alıyorum.
Fakir ama mutluYolculuk boyunca tek şeritli yolun kenarına kümelenmiş irili ufaklı birçok köy ve mezranın yanından geçiyoruz. Evlerinden ve giysilerinden, fakir oldukları apaçık ortada olan bu ayakkabısız yerlilerin yüzlerinde ise hep o bildik, huzur dolu gülümseme var. Evet, ayakkabısız adam yıldızlardan üzerine yaptığı giysiler altında, şehirli ve zengin adamdan çok daha huzurlu görünüyor. Yarı çıplak çocuklar yol kenarında birbirleri ile şakalaşarak masum yüzleriyle bizlere adeta mutluluğun tablosunu çiziyor. Arife akşamı kurban kesim bölgesine vardığımızda saat epey geç olduğundan, burada artık yapacak pek bir şey kalmıyor. Biz de bayram günü için hazırlıklarımızı tamamlamak üzere otele dönüyoruz.
Afrika’da bayram namazı Bayram namazını tahtadan çitlerle çevrili, bir direk üzerine iğreti oturtulmuş, ufak bir tabelada “Mosquee” yazan açık bir alanda kılıyoruz. Namaza kadar süren, farklı bir coğrafyada, farklı bir iklimde ve çok farklı bir kültürde olmanın getirdiği yabancılık hissi bayram namazı ile birlikte dağılıyor. Bizi ortak paydada buluşturan inanç ve o an yaşadığım duygu, beni İstanbul’daki evime en yakın camideymişim gibi güvende hissettiriyor. Namazdan sonra çok samimi bir bayramlaşma yaşıyoruz. Gülen gözlerde içten bir neşe var. Madagaskar’da gün Müslümanların üzerine bu kez bayram olarak doğuyor! Hayvanların kurban edilmesiAfrika’nın cılız hayvanlarını usulüne uygun olarak kurban ediyoruz. Madagaskar’dan on binlerce km uzaktaki Türkiyeli Müslümanların, sevabını Allah’tan umarak yardıma muhtaç kardeşlerine gönderdikleri kurbanları ihtiyaç sahiplerine dağıtırken, yapılan kutlu bir vazifeye ortak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Dağıtım sırasında tam bir duygu seli yaşanıyor. Yüzlerdeki mutluluğu gördükçe gözyaşı dökmekten kendimizi alamıyoruz. Ağladıkça da mutlu oluyoruz.
Onlar bizim de yetimlerimiz Kurban etlerini dağıttıktan sonra sıra yetimleri sevindirmeye geliyor. Kara tenleri ve kömür karası gözleri ile bir meleğin masumiyetini yansıtan yüzleri görülmeye değer. Uzattığımız kıyafetleri utana sıkıla alıyorlar. Ama gözlerindeki parıltıdan ne kadar mutlu olduklarını anlayabiliyorsunuz. Onları mutlu edebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kıyafet yardımının ardından yetim çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. 130 yetim çocuk kameraya karşı ellerini sallayıp “Selamun Aleykum Türkiye!” diyorlar. DönüşVazifemizi yerine getirmenin huzuru ile dönüş yoluna çıkmadan önce birkaç ziyaret daha gerçekleştiriyoruz. İHH’nın kurduğu radyoya gidiyoruz. Yanımda götürdüğüm “Mehter Marşı” CD’lerini Radyo Farimbona’da dinlemenin tarif edilmez hazzını yaşayarak, ardından havaalanına geçiyoruz. Sekiz günlük Madagaskar yolculuğumuz uçağımızın kalkışı ile sona eriyor. Biz yola çıkarken yüreğimizi orada bırakıp geliyoruz. Üç aktarma ve saatler süren beklemelerin ardından 30 saatlik uzun bir yolculuğun sonunda İstanbul’a varıyoruz. |